7. Mardin Bienali ile eş zamanlı 12 alternatif sergi

Mardin Bienali, yalnızca ulusal ve uluslararası sanatçılar için bir buluşma noktası olmaktan öteye geçiyor, kentin sanat haritasını köklü bir biçimde değiştirmeye devam ediyor. Özellikle son birkaç yıldır bienalin etkisiyle sanatçılar üretimlerini Mardin’in farklı mekânlarında sergiliyor. Bu yıl, 21 Haziran’a dek süren 7. Mardin Bienali’yle eş zamanlı olarak kentte pek çok sanatçı, bakış açılarını, hikâyelerini ve hafızalarını izleyiciye aktarıyor. Sizler için bienalin yarattığı bu kolektif hareketin içinde öne çıkan bazı sergileri bir araya getirdik.

Yasemin Bay

Çağdaş sanatın rotasını Mezopotamya’nın çok katmanlı mirasına çeviren 7. Mardin Bienali, bu yıl “GÖKzemin” başlığı altında sanatseverleri derin bir keşfe davet ediyor. Çelenk Bafra küratörlüğünde şekillenen Mardin Bienali, bizi yeryüzüyle gökyüzü arasındaki o uçsuz bucaksız bağ üzerine düşünmeye çağırıyor. Ekolojiden mitolojiye, toplumsal hafızadan geleceğe uzanan bir eksende, yeryüzünün kökleriyle gökyüzünün ufkunu bir araya getiren bienal, bu kez kentin sınırlarını da aşıyor; Dara Antik Kenti’nden Deyrulzafaran Manastırı’na uzanan geniş bir coğrafyaya yayılıyor.

Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın direktörlüğünde gerçekleşen bienalin Mardin’de bıraktığı en kalıcı iz, kentteki çağdaş sanat dünyasını tabiri caizse tepeden tırnağa canlandırması, genç sanatçıları kendi seslerini bulmaya teşvik etmesi ve kentte zaten var olan o güçlü sanatsal potansiyeli, hafızayı daha da görünür kılan dinamik bir alan açması. Bienalin bu etkisiyle kentin sokaklarında, tarihi taş evlerinde ve alternatif mekanlarında genç bir sanatsal refleksin eş zamanlı olarak filizlendiğini, bienalin sorduğu sorulara paralel olarak sanatçıların kendi zeminlerini aradıklarını görüyoruz. Velhasıl 7. Mardin Bienali, yalnızca ulusal ve uluslararası sanatçılar için bir buluşma noktası olmaktan öteye geçiyor, kentin sanat haritasını köklü bir biçimde değiştirmeye devam ediyor.

Bu yıl, 21 Haziran’a dek süren Mardin Bienali ile eş zamanlı olarak kentte pek çok sanatçı; kendi bakış açılarını, hikâyelerini ve hafızalarını izleyiciye sunuyor. Sizler için Mardin Bienali’nin yarattığı bu kolektif hareketin içinde öne çıkan, mutlaka görülmesi gereken bazı sergileri bir araya getirdik. Mardin’in zengin mirasını gözler önüne seren sergilerin her biri farklı bir katman, farklı bir bakış sunuyor…

“7 Hal” sergisinden, Tao Ulusoy, “Zaman sende durmaz”, enstalasyon, 2026

“7 Hâl”

Küratör: Mehmet Çimen

Sanatçılar: Ateş Alpar, Bawer Doğanay, Hesen Chalak, Tao Ulusoy, Cansu Sönmez, Ramazan Bayram, Canan Budak

Exit Kolektif’in, tohum metaforunu merkeze alarak varoluşun evrelerine odaklandığı sergi, insanın ve doğanın geçirdiği dönüşümleri sabit bir bütünlük yerine birbirine temas eden hâller üzerinden ele alıyor. Düşünsel omurgasını yedi katmanın oluşturduğu seçkide toprak, su, hava ve ateş gibi maddi unsurlar; bilinç, zaman ve ruh gibi görünmeyen katmanlarla birleşiyor. Parçalanmayı bir dağılmadan ziyade özü yeniden keşfetme imkânı olarak okuyan sergi, izleyiciyi varoluşun döngüsel ve katmanlı doğasında bir keşfe çağırıyor.

“Zamanın Tortusu” sergisinden, Hesen Chalak, “Greyhounds And The Others”, 200 x 142.5 , tuval Üzerine yağlıboya, 2026

“Zamanın Tortusu”

Küratör: Deha Çun

Sanatçılar: Sidar Alışık, Gurur Birsin, Hesen Chalak, Tuğba Demirbaş, Enis Malik Duran, Sami Gedik, Tansu Köse, Lelyo Nîno, Yeşim Özkan, Ergin Varlıbaş

Mardinli sanatçı Hesen Chalak’ın mekânı Chalak Art Space, taş katmanlı tarihi yapısıyla geçmişin birikimini bugüne taşırken, 10 çağdaş sanatçının üretimine ev sahipliği yapıyor. Kolektif hafızayı ve mekânsal belleği görünür kılmayı hedefleyen sergide, her bir çalışma zamanın sesini taşıyan sessiz birer durak olarak konumlanıyor. Mekânın doğal akustiği ve mağaravari toprak dokusuyla fiziksel bir deneyime dönüşen seçki, izleyiciyi karanlık ve aydınlık alanlar arasında geçmişle bağ kurmaya ve bugünü yeniden kavramaya davet ediyor.

Ezgi Tek’in “Hafızadaki Kırlangıç” sergisinden, mat fıne art fotoğraf baskısı, 30x30cm, 2026

“Hafızadaki Kırlangıç”

Sanatçı: Ezgi Tek

Hafıza, ekoloji ve mekansal dönüşüm üzerine çalışan Ezgi Tek’in Kebikeç Sahaf & Kültürhane’deki sergisi, doğa ile insan arasında giderek zayıflayan bağa odaklanıyor. Fotoğraf, dijital kolaj, yerleştirme ve arşivsel imgeleri kullanan sanatçı, sergisinde kırlangıç imgesini yön bulma, geri dönüş ve ait olma biçimi olarak ele alıyor. Ova coğrafyası, göç hareketleri ve mimari dönüşüm üzerinden ekolojik değişimlerin gündelik yaşamdaki görünmez izlerini ve kaybolan mekânsal hafızayı katmanlı bir görsel dille araştırıyor.

“Teşî” sergisinden

“Teşî”

Sanatçılar: İnan Burhanlı, Evin Akkaya, Hasan Aydoğan

Eski Mardin’in büyülü atmosferinde kapılarını açan sergi, adını yün ya da keçi kılını eğirerek ipliğe dönüştüren kadim el aletinden alıyor. Sanatçılar, dokumacının hayatı ve kaderi eğirme pratiğinden yola çıkarak izleyiciye yalnızca bakarak değil, dokunarak da deneyimlenebilecek bir alan sunuyor. Mardin’in sert taş duvarları ile yünün sarmalayan yumuşaklığını tezatlıklar içinde eriten sergi, kader ve insan iradesi arasındaki o zamansız sorunun peşine düşüyor.

Mahmut Akdemir’in “Eşikteki Görüntüler” sergisinde yer alan yapıtı

“Eşikteki Görüntüler”

Sanatçılar: Mahmut Akdemir, Ömer Kılıç

Pikseller çağında çıplak gözle bakmanın bir direniş olduğu fikriyle hareket eden sergi, iki farklı malzeme ve üretim dili üzerinden görüntüyle kurduğumuz ilişkiyi sorguluyor. Camın kırılgan hafızasında şekillenen mozaik kırıkları kültürel tahribatın sessiz tanıkları olarak öne çıkarken; kâğıt ve tuval üzerine taşınan ekran estetiği, algının bugünkü kırılganlığını gözler önüne seriyor. Tanıdık bir masal evrenini hipergerçeklik metaforuna dönüştüren sergi, hakikati kusursuz yüzeylerde değil, çatlaklarda ve piksel kaymalarında arıyor.

İbrahim Ayhan’ın sergisinden

İbrahim Ayhan – Kişisel sergi

Güneydoğu Anadolu’da görülen kadim ‘deq’ (geleneksel dövme) pratiğini merkezine alan İbrahim Ayhan, sergisinde bedeni bir hafıza mekânına dönüştürüyor. Hayat ağacı, ceylan ve geometrik sembolleri nakış, kumaş ve farklı yüzeyler üzerinden yeniden yorumlayan Ayhan, bu izleri folklorik birer unsur olmaktan çıkarıp çağdaş sanatın dinamikleriyle buluşturuyor. Alman Karargâhı’nın tarihi atmosferinde izlenebilen sergi, nakışın kumaşla kurduğu dil ile deq’ın bedendeki görsel anlatımını ortak bir zeminde buluşturuyor.

Zehra Tezdönen’in sergisinden

“Destgah”

Sanatçı: Zehra Tezdönen

MAÇA Mardin programının ilk karşılaşması olan sergi, Zehra Tezdönen’in 2025 boyunca sergi mekânına komşu atölyesinde ürettiği nakış işlerini bir araya getirerek üretim süreci ile sergileme alanı arasındaki geçirgenliği görünür kılıyor. Bölgenin geleneksel kumaşlarını kullanan Tezdönen için nakış; zamanla kurulan sessiz bir kayıt biçimi olarak beliriyor. Sanatçının avluda izleyiciyi karşılayan ve 11 kadın figürünün oluşturduğu kompozisyonla dikkat çeken “Kaostan Sonra İlk Akşam Yemeği” adlı anıtsal işi, boncuk işlemelerdeki resimsel detayları ve formların akışkanlığıyla serginin en dikkat çekici üretimlerinden biri olarak öne çıkıyor.

 

“Ara”

Sanatçılar: Mediha Güzelgün, Mazlum Çeçen

Kaia House ev sahipliğinde gerçekleşen sergi, kentlerin geçmişi koruyarak değil, onu görünmez hâle getirerek dönüştüğü gerçeğinden yola çıkıyor. “Ara”, bu bağlamda sadece iki nokta arasında bir geçiş alanı değil; şehirleşme pratiği içinde sıkışmış olanın, bastırılanın, eksik bırakılanın ve silinmeye çalışılanın korunduğu bir katman olarak konumlanıyor. Sanatçılar, sanatın mekânla, sokakla, hafızayla ve kayıpla yeniden hakiki bağlar kurması gerektiği inancıyla izleyiciyi bu geçiş alanına bakmaya davet ediyor.

Mehmet Çimen’in sergisinden

“Sen de Benim Hatalarımdan Birisin”

Sanatçı: Mehmet Çimen

Fotoğraf pratiğini uzun yıllardır siyah-beyaz estetik üzerinden sürdüren Mehmet Çimen, sergisinde izleyiciyi şaşırtıcı, renkli, bir o kadar da kırılgan ve beklenmedik bir görsel dünyanın içine davet ediyor. Sanatçının alışılagelmiş çizgisinin dışına çıkarak deneysel bir eşiği atladığı sergisi, dijital çağın getirdiği kusursuzluk arayışına ‘hata’ kavramı üzerinden bir şerh düşüyor. Serginin omurgasını, Mehmet Çimen’in dijital aktarım süreçlerinde tamamen tesadüfen karşılaştığı glitch (dijital bozulma) görüntüleri oluşturuyor. SD kart ile bilgisayar arasındaki veri transferi sırasında meydana gelen teknik arızalar ve iki dijital medyum arasındaki bu ‘iletişimsizlik’, başlangıçta bir hata gibi görünse de Çimen’in vizyonunda yeni bir anlatı diline dönüşüyor. Sanatçı, geçmişte ürettiği siyah-beyaz fotoğraflarını bu rastlantısal estetikle yeniden harmanlayarak, piksellerin ve renklerin deformasyonundan yepyeni anlam katmanları çıkarıyor.

 

“Bu Benim Seçimim”

Sanatçı: Ayhan Akikol

“Modern insan nasıl aydınlığa ulaşır?” sorusunu irdeleyen sergi; Matrix’in sistem sorgusunu, dijital dünyanın popüler figürü Angry Bird’ün öfkesini ve tarihi bir su sarnıcının derinliğini tekinsiz bir biçimde birleştiriyor. Gerçekliğin ve kaderin, insanın iradesinde ve karar anında saklı olduğunu savunan Akikol, izleyiciyi dijital kodların soğukluğu ile taşın sessizliği arasında, konforun karanlığından çıkıp hakikate ulaşma cesareti üzerine düşünmeye çağırıyor.

 

“Taşlaşmış Delilik”

Sanatçı: Özlem Erhan

Ankara ile Mardin arasında sanat köprüsü kuran Gri Kare Atölye ve Galeri iş birliğiyle gerçekleşen sergide, seramik sanatçısı Özlem Erhan’ın eserleri yer alıyor. Hieronymus Bosch’un “Ahmaklığın Tedavisi” eserine ikonografik bir selam gönderen sanatçı, normalde bir sıvıyı aktarmak için kullanılan huniyi, zihnin filtrelenemez kaosunu ve yoldan çıkan aklı simgeleyen bir metafora dönüştürüyor. Siyasal sistemlerin zihinleri hizaya sokma çabasına karşın seramik malzeme üzerinden deliliğin zamansızlığını tartışan eserler, huniyi içsel fırtınaları dışarıya taşıran birer biçimsel çığlığa dönüştürüyor.

 

“Mesafe”

Sanatçılar: Dilan Abak, Mercan Ataözcan

Doğaya mesafe, sessizlik ve içsel bir duraksama üzerinden yaklaşan iki sanatçıyı buluşturan sergi, aynı manzaraya farklı uzaklıklardan bakmanın yarattığı algı kırılmalarını inceliyor. Yolculuklar sırasında hareket hâlindeki bir bakışla yakalanan anlık manzaralar; geçicilik ve zamansızlık hissi barındırıyor. Sanatçıların iç dünyasında belirsizleşerek soyut bir düzleme taşınan bu görüntülerde mesafe, bir kopuşu değil doğayla daha derin ve kişisel bir bağ kurmanın imkânını temsil ediyor.

 

“Taşlar ve Yüzler”

Sanatçı: Hicret Ayaz

Mardin’i nesnel olarak temsil etmek yerine, şehirle kurulan öznel ve duygusal bağı ortaya koymayı amaçlayan sergi, fotografik gerçekliğin iddialarını askıya alıyor. Taşın sertliği ile zamanın akışkanlığı arasındaki gerilimden beslenen Ayaz, mekânı sabit bir veri olmaktan çıkarıp dönüşen, katlanan ve sürekli yeniden yazılan kırılgan bir yapıya dönüştürüyor. Görsel dilin sınırlarını zorlayan bu müdahale, Mardin’i bir coğrafya olmaktan çıkarıp bir düşünceye, bir düşe ve derinlikli bir iç mekâna dönüştürerek izleyiciyi algılama biçimlerini sorgulamaya çağırıyor.

 

Mardin’de bienal ile eş zamanlı gerçekleşen tüm sergilerin içerikleri ve konumlarıyla ile ilgili detaylı bilgi için https://www.aciksergi.com/ adresine de başvurabilirsiniz.

Kapaktaki eser: “7 Hal” sergisinden, Ateş Alpar, “İsimsiz”, enstalasyon, 2026

İlginizi Çekebilir