Dünyaya karşı bir tavır: Erdal Duman

Tanklar, mühimmatlar, barikatlar... Erdal Duman'ın sanatı sadece savaş araçlarını göstermiyor, onların gizlediği gerçekliği görünür kılıyor. Sanatçının Pi Artworks’te izlenebilen “Geldiysen Cama Taş At!” adlı sergisi yıllardır tutarlılıkla sürdürdüğü üretiminin güçlü bir özetini sunuyor. Sergiden yola çıkan bu yazı ise çağdaş sanatın en tutarlı ve özgün seslerinden Erdal Duman’ın yapıtlarını, üretimlerindeki düşünsel hattı, dünyaya bakışındaki etik tavrı ele alıyor.

Yasemin Bay

Çağdaş sanatın politik olanla kurduğu ilişki çoğu zaman temsil üzerinden ilerliyor; sanatçı bir sorunu görünür kılıyor, izleyiciyi o sorun üzerine düşünmeye davet ediyor. Erdal Duman‘ın sanat pratiği ise farklı bir yerde duruyor. Onun işleri görünür olanı çoğaltmak yerine, zaten gözümüzün önünde duran şeylerin nasıl görünmez hale geldiğini sorguluyor. Heykelleri savaş araçlarını, savunma yapılarını ya da iktidar sembollerini temsil etmekten çok, bu nesnelerin çevresinde örülen anlam rejimlerini açığa çıkarmaya çalışıyor.

Erdal Duman’ın “Geldiysen Cama Taş At!” sergisinden “Barikat”. Pi Artworks Istanbul izniyle

Politik olanı doğrudan sloganlara teslim etmeden ele alan, şiddet, iktidar, savaş, toplumsal hafıza ve direniş gibi meselelere eğilirken didaktik bir dile yaslanmayan Erdal Duman’ın Pi Artworks‘te izlenebilen yeni sergisi “Geldiysen Cama Taş At!”, yaklaşık yirmi yıldır sürdürdüğü düşünsel hattın güçlü bir özetini sunuyor. Serginin merkezinde yer alan ve izleyicilerin katılımıyla tamamlanan barikat, ilk bakışta toplumsal dayanışma, direniş ve kolektif eylem üzerine bir öneri gibi görünüyor. Ancak Duman’ın pratiğinde hiçbir nesne yalnızca kendisini temsil etmiyor. Barikat da burada bir savunma yapısından çok, günümüz dünyasında giderek kaybolan öznenin, iradenin ve birlikte hareket etme halinin metaforu olarak karşımıza çıkıyor. Birbirinden bağımsız parçalardan oluşan bu barikat, 18, 19 ve 20 Haziran tarihlerinde izleyicilerin katılımıyla yeniden bir araya getiriliyor. Bir yapbozu andıran parçalar, ziyaretçilerin fiziksel müdahalesiyle tek bir barikata dönüşüyor. Duman’ın uzun süredir üzerinde durduğu dayanışma, birlikte hareket etme fikri burada sembolik bir anlatının ötesine geçerek doğrudan deneyimlenen bir pratiğe dönüşüyor. Barikatın her seferinde yeniden kurulacak olması ise direnişin ya da ortak hareket etme iradesinin tamamlanmış değil, sürekli yeniden üretilmesi gereken bir süreç olduğunu hatırlatıyor.

Serginin başlığındaki meydan okuyucu ton, sanatçının uzun süredir savunduğu özne fikrine dayanıyor. Duman, bireyin yalnızca izleyen, tüketen ve uyum sağlayan bir varlığa dönüştürülmesine karşı çıkıyor.

Tanklar, mühimmatlar, silahlar, savunma yapıları ya da kamusal alanda otoriteyi temsil eden nesneler, uzun yıllardır sanatçının üretimlerinde farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Ancak Duman’ın ilgisi bu nesnelerin kendisine değil, onların temsil ettiği gerçekliğin nasıl perdelendiğine yönelik. Bugün dünyanın farklı coğrafyalarında savaşların, ekolojik yıkımın ve toplumsal eşitsizliklerin gündelik hayatın sıradan görüntüleri haline geldiği bir dönemde Erdal Duman’ın işleri, görünür olanla yetinmemenin önemini hatırlatıyor. Onun heykelleri, gerçeğin çoğu zaman saklandığı boşluklara bakmayı öneriyor. Duman’ın sanatında sıkça karşılaşılan ‘kamuflaj’ kavramı da tam burada devreye giriyor. Kamuflajı yalnızca bir nesneyi gizleyen askeri teknik değil; anlamı örten, gerçeği görünmez kılan ve şiddeti sıradanlaştıran daha geniş bir toplumsal mekanizma olarak ele alıyor.

Duman, izleyiciyi nesnelerin yüzeyinde dolaşan anlamlardan uzaklaştırıp görünmeyen katmanlara bakmaya davet ediyor. Heykellerinde karşılaştığımız çekici renklerin yanı sıra kusursuz işçiliği ve estetik cazibe tam da bu yüzden önemli; çünkü Duman önce bakışı yakalıyor, ardından o bakışın neyi görmediğini sorgulatıyor.

Erdal Duman

Öte yandan Duman için sanat yalnızca atölyede gerçekleşen bir üretim değil, kamusal alana, toplumsal hafızaya ve birlikte yaşama kültürüne dair bir sorumluluk alanı. Kamusal alanın dönüşümü, ifade özgürlüğü, ortak yaşam kültürü ve toplumsal hafıza üzerine düşünen Duman, bu duyarlılığı yıllardır sürdürdüğü kolektif çalışmalar ve kültürel alandaki müdahaleleriyle de görünür kılıyor.

Dolayısıyla onun heykellerindeki etik tutum ile gündelik hayattaki duruşu birbirinden ayrılmıyor. Onun üretimlerinde hissedilen duyarlılık, yalnızca temsil edilen meselelerden değil, sanatçının dünyayla kurduğu ilişkiden besleniyor. Duman’ın bu yaklaşımı, sanatçı kimliği ile toplumsal sorumluluğun birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini hatırlatıyor. Sanatını güçlü kılan da tam olarak bu bütünlük hissi.

“Geldiysen Cama Taş At!” yalnızca bir sergi başlığı değil; aynı zamanda bir çağrı. Kaybolan özneye, körelen itiraz duygusuna ve giderek seyirciye dönüşen bireye yöneltilmiş bir çağrı. Erdal Duman’ın sanatının yıllardır peşinden gittiği soru da belki tam burada yatıyor: Görünenin ardındaki gerçeği fark ettiğimizde, onun karşısında nasıl bir duruş sergileyeceğiz?

 

Kapak görseli: Erdal Duman’ın “Geldiysen Cama Taş At!” sergisinden. Pi Artworks Istanbul izniyle

İlginizi Çekebilir