“Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”
Pera Müzesi
Bitiş tarihi: 23 Ağustos 2026
Yılın öne çıkan retrospektiflerinden “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bir sanat pratiğini bütünlüklü bir bakışla ele alıyor. Dr. Özlem İnay Erten küratörlüğünde hazırlanan sergi, yaklaşık iki buçuk yıla yayılan kapsamlı bir araştırma sürecinin ürünü. Bu süreçte Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivleri, mektuplar, yazışmalar ve dönem basını gibi birincil kaynaklara başvurularak Halil Paşa’nın üretimi kendi tarihsel bağlamı içinde yeniden değerlendiriliyor. Sergi, sanatçının farklı dönemlerde ve coğrafyalarda ürettiği eserleri, belgeler ve arşiv malzemeleriyle birlikte sunarak yalnızca bir seçki değil, aynı zamanda derinlikli bir okuma önerisi getiriyor. Otuz yıl aradan sonra Halil Paşa’ya yeniden odaklanan bu çalışma, yeni bulgularla sanatçının pratiğine güncel bir perspektiften yaklaşırken, sergiye eşlik eden monografik yayınla da bu araştırmayı kalıcı bir kaynağa dönüştürüyor. Halil Paşa’nın sanatındaki süreklilik ve dönüşümü görünür kılan sergi, izleyiciyi tabloların ötesine geçerek sanatçının dünyasını keşfetmeye davet ediyor.
Tanzer Arığ, “Hocus Pocus”
Vision Art Platform
10 Nisan – 10 Haziran 2026

Tanzer Arığ’ın “Hocus Pocus” adlı sergisi, geçmişin kayboluşu ve zihnimizde yeniden canlanışı arasındaki o ince, sihirli boşluğa odaklanıyor. Sergi, adını bir nesneyi aniden var eden ya da yok eden o meşhur tekerlemeden alsa da, burada anlatılan bir illüzyon değil; geçmişin zihnimizde her an yeniden inşa edilişi. Sanatçı, hatırlama eylemini pasif bir tanıklık olmaktan çıkarıp aktif bir ‘sahneleme’ biçimine dönüştürüyor. Nostaljinin dondurucu etkisine mesafeyle yaklaşan ve zamanın doğrusal akışını kıran eserler, izleyiciyi sadece bir gözlemci olmaya değil, her bakışta hafızayı yeniden kuran ortak bir anlatıcı olmaya davet ediyor. “Bir şey gerçekten ortadan kaybolduğunda mı yoksa onu hatırlama biçimimiz değiştiğinde mi yok olur?” sorusunun peşine düşen sergi, güncel sanatın bellek ile kurduğu ilişkiyi keşfetmek için sarsıcı bir durak sunuyor.
“Uzun Soluklu Bir Yolculuk: EVİN’in 30 Yılı”
EVİN
Bitiş tarihi: 16 Mayıs 2026

Nuri İyem, Ümit İyem, Evin İyem ve Nasip İyem Şile’de, 1980’li yıllar
Evin İyem ve Ümit İyem’in kurduğu EVİN, Osman Nuri İyem ve Gizem Kâhya İyem’in yönetiminde 30. yılını “Uzun Soluklu Bir Yolculuk: EVİN’in 30 Yılı” sergisiyle karşılıyor. Gizem Kâhya İyem küratörlüğündeki sergi, galerinin sanatçılarla kurduğu ilişkileri arşivler, mektuplar ve fotoğraflar üzerinden yeniden dolaşıma sokuyor. Kişisel anekdotlar, söyleşiler ve efemeralar bu birikimi görünür kılarak hatırlamayı kolektif bir deneyime dönüştürüyor. Galerinin zamanla nasıl bir hafıza mekânına dönüştüğünü görmek isteyenler için bu sergi, ayın öne çıkan duraklarından biri.
“Yapım Aşamasında”
Arter
Bitiş tarihi: 14 Mart 2027

Gözde İlkin, “Boğaz Turu”, 2014–2015, kumaş üzerine baskı, dikiş ve boya, 287 x 600 cm, Özel Koleksiyon. Fotoğraf: Fırat Rüzgar
Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında Arter’de gerçekleşen “Yapım Aşamasında”, kurumun 15 yıla yayılan üretim hafızasını görünür kılan kapsamlı bir grup sergisi olarak öne çıkıyor. Emre Baykal küratörlüğündeki sergi, Füsun Onur’dan Sarkis’e, Ayşe Erkmen’den Ali Kazma’ya uzanan 27 sanatçının yapıtlarını, bu sergi için üretilen yeni işlerle bir araya getirerek güçlü bir seçki sunuyor. Arter’in sergiler yoluyla desteklediği üretim süreçlerini odağa alan bu yapı, sanatın yalnızca sonuç değil, yapım hâliyle de düşünülmesini sağlıyor. Sergiye eşlik eden yayın ise bu birikimi kalıcı bir arşive dönüştürerek sergiyi mekânın ötesine taşıyor; bu yönüyle “Yapım Aşamasında”, yalnızca bir sergi değil, Türkiye çağdaş sanatının son dönemine dair önemli bir hafıza alanı kuruyor.
“Tüm Renklerin Aryası”
İstanbul Modern
Bitiş tarihi: 6 Eylül

“Semiha Berksoy: Tüm Renklerin Aryası” sergisinden genel görünüm.
“Tüm Renklerin Aryası”, Cumhuriyet döneminin en özgün figürlerinden Semiha Berksoy’un çok yönlü üretimini bir araya getiriyor. İstanbul Modern’de, Öykü Özsoy Sağnak ve Deniz Pehlivaner küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının sahneden tuvale, edebiyattan sinemaya uzanan disiplinlerarası dünyasını bütünlüklü bir bakışla ele alıyor. Berksoy’un kişisel mitolojisini ve sahneyle kurduğu derin bağı görünür kılan bu kapsamlı seçki, onun sanatında yaşam ile üretim arasındaki geçirgenliği izleyiciye açıyor. Dolayısıyla sergi, yalnızca bir sanatçıyı yeniden keşfetmek için değil, onun yarattığı evrenin sürekliliğini ve yoğunluğunu deneyimlemek için görülmeli.
Ghada Amer, “Aurora”
Dirimart Dolapdere
9 Nisan–10 Mayıs 2026

Ghada Amer, “Twins”, tuval üzerine akrilik, nakış ve jel medium, 153 × 127 cm, 2023
Kadın bedeni, kimlik ve toplumsal cinsiyet kalıplarını sorgulayan Ghada Amer, Dirimart’taki “Aurora” sergisiyle on yedi yıl sonra galerideki ikinci kişisel sunumunu gerçekleştiriyor. Sanatçının bronz heykelleri, ikonik nakış resimleri ve yeni tuval işleri, geleneksel ‘kadın işi’ teknikleri çağdaş bir dile taşıyarak arzu, temsil ve özgürlük meselelerini güçlü bir görsel alanda buluşturuyor. Katmanlanan iplikler ve kısmen gizlenen figürler, eril bakışı tersyüz ederken kadın deneyiminin çok katmanlı ve özerk doğasını görünür kılıyor. “Aurora”, izleyiciyi bakışın, arzunun ve temsilin sınırlarını yeniden düşünmeye çağıran yoğun ve sarsıcı bir karşılaşma sunuyor.
Defne Tesal, “Nereye Düşeceğini Bilmiyorum”
Galerist
Bitiş tarihi: 18 Nisan 2026

Defne Tesal, “Nereye Düşeceğini Bilmiyorum”, 2026, Galerist. Fotoğraf: Zeynep Fırat
Defne Tesal’ın kişisel sergisi “Nereye Düşeceğini Bilmiyorum”, hızlı tüketimin keskin ve pürüzsüz görme rejimine karşı daha yavaş, daha duyumsal bir alan açıyor. Eda Berkmen’in metni eşliğinde şekillenen sergi, sanatçının puslu, dokunsal ve akışkan yüzeyler üzerinden kurduğu deneyimi öne çıkarıyor. Hata, süreç ve belirsizliği görünür kılan bu üretimler, izleyiciyi alışıldık görme alışkanlıklarının dışına çekiyor. Belki de bu yüzden sergi, kesinlikten çok sezgiye, hızdan çok zamana alan açmak isteyenler için farklı bir eşik kuruyor.
Casper Faassen, “ReCollecting Anatolia”
Martch Art Project
Bitiş tarihi: 17 Mayıs 2026

Casper Faassen, “Psyche”, Mansonia çerçevesi içerisinde Setasan UV Baskı, 81 x 100 cm, 2026
Hollandalı sanatçı Casper Faassen’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “ReCollecting Anatolia”, Batı müze koleksiyonlarının oluşumuna ve kültürel otoritenin nasıl kurulduğuna eleştirel bir bakış getiriyor. Sanatçı, farklı coğrafyalara dağılmış eserlerin izini sürerek onları yeniden fotoğraflıyor ve yerleşik tarih anlatılarını kırılgan imgeler üzerinden sorguluyor. Özellikle Anadolu’dan Batı’ya taşınan kültürel nesneler üzerinden kurulan bu görsel dil, sömürgeci geçmişle bugün arasındaki sürekliliği görünür kılıyor. Yarı saydam katmanlar ve çatlak yüzeylerle şekillenen işler, belleğin, yerinden edilmenin ve zamanın izlerini taşıyan sessiz tanıklara dönüşüyor. Sergi, kültürel mirasın kim tarafından, nasıl sahiplenildiğini yeniden düşünmek isteyenler için dikkat çekici ve güçlü bir yüzleşme alanı açıyor.
Çiçek Benardete, Pembe Tüzüner, Tina Varon, “Tres Specula / Üç Yansıma”
Ekavart Gallery
Bitiş tarihi: 7 Mayıs 2026

Çiçek Benardete, “Kırmızı Oda”, Tuval üzerine yağlı boya, 40 x 30cm
EKAV / Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı, Abitus Sanat Projeleri iş birliği ve Yasemin Semercioğlu koordinasyonunda düzenlenen “Tres Specula / Üç Yansıma” sergisine Ekavart Gallery’de görülebiliyor. Çiçek Benardete, Pembe Tüzüner ve Tina Varon’un resim, heykel ve cam alanındaki üretimlerini bir araya getiren sergi, farklı disiplinleri ortak bir düşünsel zeminde buluşturuyor. Latince “üç ayna” anlamına gelen sergi, sanatın yansıtma gücüne odaklanarak sanatçıların gerçekliği yeniden kurma biçimlerini görünür kılıyor. Malzeme, form ve ışık aracılığıyla hem görünen hem de ardındaki katmanlar açığa çıkarılıyor. Heykel, resim ve camın bir araya geldiği bu karşılaşma, izleyiciye çok katmanlı ve akışkan bir deneyim sunuyor.
Fahrettin Örenli, “Şehrin Genleri > Zihindeki Baloncuk”
.artSümer
Bitiş tarihi: 30 Nisan 2026

Fahrettin Örenli, “Organik Şehirler” [BİZ’den oluşan], arşivsel kağıt üzerine çizim, 2021
Berke Yazıcıoğlu,“Helix”
Dirimart Pera
Bitiş tarihi: 26 Nisan 2026

Berke Yazıcıoğlu, “Nighttime Extended Loop, Elle çizim ve dijital animasyon, 2’58”, 3840 x 2160 px UHD, Ed. 1/3 + 2 AP, 2026
“Helix”, animasyon, çizim ve ses üzerinden kurduğu çok katmanlı bir yerleştirmeyle izleyiciyi gözetim, mahremiyet ve döngü fikri etrafında konumlandırıyor. Doğal ritimlerden gezegen hareketlerine uzanan dairesel yapı, müzikle birlikte mekânda işleyen bir sistem kurarken, izleyiciyi hem izleyen hem izlenen konumuna yerleştiriyor. Berke Yazıcıoğlu, dijital çağın görünmez denetim ağlarını estetik bir kurgu içinde görünür kılarak güncel bir deneyimi sorguluyor. Sergi, teknoloji ile insan arasındaki bu gerilimli ilişkiyi hissettiren yapısıyla akılda kalıyor.
Oğulcan Kuş, “I’m Feeling Lucky” / Mathias Hornung, “Washed Up to the Surface”
Anna Laudel İstanbul
Sergi tarihleri: 10 Nisan – 31 Mayıs 2026

Oğulcan Kuş, “Almost Done “, Tuval üzerine akrilik, 100h x 100w cm, 2026
Anna Laudel İstanbul, Oğulcan Kuş ve Mathias Hornung’un kişisel sergilerine ev sahipliği yapıyor. Kuş’un “I’m Feeling Lucky” başlıklı sergisi, popüler kültür, medya ve grafik estetikten beslenen görsel diliyle çağdaş imgelerin hızını ve yoğunluğunu tuvale taşıyor. Hornung’un “Washed Up to the Surface” sergisi ise ahşabın yüzeyine odaklanarak oyma, ızgara ve müdahalelerle malzemenin dokusal ve yapısal imkânlarını araştırıyor. İki sergi, biri görüntülerin akışı, diğeri maddenin direnci üzerinden ilerleyen farklı ama birbirini tamamlayan bir karşılaşma sunuyor.
Miguel A. Rodrigues, ”Heritage / Miras”
MERKUR
Bitiş tarihi: 2 Mayıs 2026

Miguel A. Rodrigues, “Compressed Hyperbaroque”, PETG, metal kaide ve otomotiv boyası, 50 × 50 × 150 cm, 2026
Portekizli heykel sanatçısı Miguel A. Rodrigues’in Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Heritage–Miras’, izleyiciyi baroğun görkemi ve iktidar diliyle kurulan bir mekânsal deneyime davet ediyor. Sanatçı, altın tonlu heykelsi formlarla galeriyi baştan sona kuşatarak hayali bir kutsal mekân hissi yaratıyor. Tarihsel biçimleri yeniden üretmek yerine baroğun hareket, ritim ve simgesel yoğunluğunu çağdaş bir dile çeviren kurgu, izleyiciyi ritüel ve hafıza katmanları arasında dolaştırıyor. Mekânın bütünüyle bir esere dönüştüğü bu güçlü atmosfer, sergiyi yalnızca izlenen değil, deneyimlenen bir karşılaşmaya dönüştürüyor.
Mustafa Bağcı, “Sessiz Bir Karşılaşma”
Simbart Projects
Bitiş tarihi: 2 Mayıs 2026

Mustafa Bağcı, “İsimsiz”, 2026
Mustafa Bağcı’nın sergisi, boşluk ve negatif alan üzerinden izleyiciyi imgelerle doğrudan, içsel bir temas kurmaya davet ediyor. Sanatçı, yüzeyi bağlamdan arındırarak piktogramları işlevsel anlamlarından koparıyor ve onları öznel, çoğul bir düşünme alanına dönüştürüyor. Sadeleşme burada bir eksiltme değil, imgenin çağrışım gücünü genişleten bir stratejiye dönüşüyor. Sessizliğin anlamı çoğalttığı bu sergi, izleyiciyi bakmakla kalmayıp düşünmeye de çağırıyor.
Hamza Kırbaş, “Hizalanma Koşulları”
MeshRu
Bitiş tarihi: 17 Mayıs 2026

Hamza Kırbaş, “Hizalanma Koşulları”
MeshRu, Hamza Kırbaş’ın “Hizalanma Koşulları” sergisiyle disiplinlerarası üretimlerin nasıl ortak bir düşünsel yapı kurabildiğini görünür kılıyor. Sanatçı, dil, beden ve mekânı iç içe geçirerek gücü sabit bir otorite yerine, bireyi sürekli biçimlendiren ve yeniden üreten bir sistem olarak ele alıyor. Sergi, izleyiciyi yalnızca gözlemci olmaktan çıkarıp bu düzenin parçası hâline getirerek hizalanma, denge ve kontrol ilişkilerini yeniden düşünmeye davet ettiği için görülmeye değer.
“Kolektifin Belleği: İBB Koleksiyonları”
Artİstanbul Feshane
Bitiş tarihi: 13 Aralık 2026

Migirdic Civanyan – Fenerbahce
İBB Sanat Koleksiyonları’nın ilk kez kapsamlı biçimde izleyiciyle buluştuğu “Kolektifin Belleği” sergisi, İstanbul’un hafızasını Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bir perspektifle ele alıyor. Antoine Ignace Melling’den Mıgırdiç Civanyan’a, Tevfik Fikret’ten Naile Akıncı’ya uzanan 187 sanatçının 627 eseri, kenti kronolojik bir hikâye yerine tematik katmanlar üzerinden okumaya imkân tanıyor. Gentile Bellini’nin Fatih portresi başta olmak üzere koleksiyonun nadir parçalarının kendi şehrinde yeniden görünür olması, sergiye ayrı bir tarihsel ağırlık katıyor. İstanbul’u yalnızca görmek değil, hatırlamak ve yeniden düşünmek isteyenler için bu sergi güçlü ve nadir bir karşılaşma sunuyor.
“Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat”
Yapı Kredi Galeri
Bitiş tarihi: 29 Kasım 2026

“Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat” sergisinden genel görünüm.
Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra temelleri atılan Koç Topluluğu, yüz yıllık yolculuğunu “Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat” ile görünür kılıyor. Kurumun kültür ve sanat alanında yürüttüğü çalışmalar üzerinden şekillenen bu kapsamlı seçki, 1920’lerden günümüze uzanan sanat eserleri, objeler, fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle zengin bir içerik sunuyor. Özel girişimlerin sanat alanındaki rolüne odaklanan yaklaşımıyla Türkiye’nin sanat tarihine de ışık tutan sergi; mimarlık, tasarım, arkeoloji ve güncel sanatı bir araya getirerek çok katmanlı bir ilişki ağı kuruyor. Arşivden güncele uzanan bu bütünlük, yalnızca bir kurumun tarihini değil, Türkiye’nin dönüşen kültür sanat ortamını da görünür kılarak izleyiciye kapsamlı bir okuma imkânı sunuyor. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık tarafından hazırlanan serginin küratörlüğünü Yapı Kredi Galeri’nin direktörü Didem Yazıcı ve yardımcı küratörlüğünü Zehra Begüm Kışla üstlenirken, sergi tasarımı Yeşim Demir Pröhl’e ait.
Atalay Yavuz, “Infrathin”
BüroSarıgedik
Sergi tarihleri: 30 Nisan – 9 Haziran 2026

Atalay Yavuz, “Gölgede Aynı”(It’s the Same in the Shade), tuval üzerine yağlıboya, 147,32 × 147,32 cm (detay), 2026
New York’ta yaşayan ve çalışmalarını burada sürdüren sanatçı Atalay Yavuz’un “Infrathin” başlıklı kişisel sunumu, görülen ile görüldüğü sanılan arasındaki neredeyse algılanamaz aralığa odaklanıyor. Marcel Duchamp’ın “infrathin” kavramından hareketle şekillenen bu yaklaşım, niyet ile gerçekleşme, nesne ile imge arasındaki ince farkı bir üretim zemini olarak ele alıyor. İlk bakışta benzer görünen yüzeyler ve formlar, dikkat yoğunlaştıkça ayrışarak minimal sapmalar üzerinden farkın izini sürüyor. Kesinlikten çok olasılıkla ilgilenen bu yapı, izleyiciyi algının sınırlarında dolaşmaya ve her karşılaşmada yeniden görmeye davet ediyor.
Ayşe Kırca “Hype”
Ambidexter
9 Nisan – 3 Mayıs 2026

Ayşe Kırca, “I-qos You”, kâğıt üzerine akrilik, 52 × 43 cm, 2026
Beyoğlu’nda 2016’dan bu yana genç sanatçıların üretimlerine odaklanan Ambidexter, nisan ayında Ayşe Kırca’nın “Hype” sergisini ağırlıyor. Ayşe Kırca, oyunculuk eğitiminin ardından görsel sanatlara yönelerek günümüz güzellik algısını sorgulayan bir ifade dili geliştirir. “Hype”, sanatçının maymun figürleri ve tersine evrim fikri üzerinden, güzellik kavramının yapaylığı ile bireyin içsel değerleri arasındaki gerilimi görünür kıldığı bir anlatı sunuyor
Merve Şendil, “Sadece Bir Rüyaydı”
Troya Müzesi
Sergi tarihleri: 11 Nisan – 22 Mayıs 2026

Merve Şendil. Fotoğraf: Onur Tatar
Çanakkale’deki Troya Müzesi, Merve Şendil’in “Sadece Bir Rüyaydı” başlıklı kişisel sunumuna ev sahipliği yapıyor. Sanatçı, Troya’nın mitolojik ve tarihsel katmanlarından hareketle rüya, hafıza ve zaman arasındaki geçirgen ilişkileri resimden videoya uzanan çok katmanlı bir üretimle ele alıyor. Bulut imgeleri, metinler ve fotoğraflar aracılığıyla geçmişi sabit bir anlatı olmaktan çıkarıp sürekli dönüşen, dağınık bir hafıza alanı olarak yeniden düşünmeye açıyor. Rüya ile gerçeklik arasındaki sınırların silikleştiği bu yapı, izleyicinin tarihle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmesini tetikliyor.
Mithat Şen, “Yeryüzü Gökyüzü”
Galeri Bosfor
Sergi tarihleri: 14 Nisan-23 Mayıs 2026

Mithat Şen, “Yeryüzü Gökyüzü”, şasiye gerilmiş parşömen, 224 × 55 cm
Türk çağdaş sanatının önemli isimlerinden Mithat Şen’in “Yeryüzü Gökyüzü” sergisi, sanatçının yıllara yayılan dilini doğa üzerinden yeniden kurduğu güçlü bir durak. Şen, bu kez tek bir form olan selvi ağacına odaklanarak, onu bir imge değil; süreklilik ve büyümenin ilkesi olarak ele alıyor. Bu yönüyle “Yeryüzü Gökyüzü”, sanatçının pratiğinde yeni bir sadeleşme ve yoğunlaşma anına işaret ediyor.
Merve Turan, “İhtimaller Evreni”
Labirent Sanat
Bitiş tarihi: 4 Mayıs 2026

Merve Turan, Labirent Sanat’taki “İhtimaller Evreni” sergisinden genel görünüm
Merve Turan’ın “İhtimaller Evreni” sergisi, akvaryum metaforu üzerinden olasılık, hatırlama ve dönüşüm kavramlarını şiirsel bir dille yeniden düşünmeye açıyor. Sanatçı, doğrusal anlatılar yerine parçalı, çoğul ve akışkan bir zaman anlayışı kurarak izleyiciyi yüzeyin altındaki katmanlarla karşılaştırıyor. Bu nedenle sergi, belirsizlikle yaşamayı ve ihtimalleri açık tutmayı hatırlatan güçlü atmosferiyle bu ayın izlenmeye değer sergileri arasında.
Aslı Çelikel ve Kübra Su Yıldırım, “An Meselesi”
offgrid art Project
Bitiş tarihi: 24 Mayıs 2026

“Void Bloom”, ahşap üzerine akrilik, kuru boya ve kuru pastel, 70 × 90 cm, 2026
An Meselesi sergisi, acıyı tekil bir an ya da aşılması gereken bir durum olarak değil; bedende ve gündelik hayatta iz bırakan, zamanla dönüşen bir deneyim olarak ele alıyor. Resim ve fotoğrafın yan yana geldiği sergide, Kübra Su Yıldırım içsel ve parçalı bir dünya kurarken, Aslı Çelikel acının ardından kalan izleri ve boşlukları görünür kılıyor. Bu yönüyle sergi, yas ve kırılganlık üzerine düşünmek için alan açan sakin ama etkili diliyle Nisan ayı kültür sanat ajandasına not edilmeye ve izlenmeye değer.
“İftihâr ve Yâdigâr: Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu”
Sadberk Hanım Müzesi
Bitiş tarihi: 30 Haziran 2026

Sadberk Hanım Müzesi Oğuz Aydemir Hatıra Mendilleri Koleksiyonu
İftihâr ve Yâdigâr sergisi, hatıra mendilleri üzerinden 19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl ortasına uzanan iki yüzyıllık tarihi gündelik bir nesne aracılığıyla yeniden okumaya açıyor. Kırım Savaşı’ndan İkinci Dünya Savaşı’na kadar pek çok önemli olay, mekân ve figür bu mendiller üzerinde hem görsel hem de anlatısal bir hafıza olarak karşımıza çıkıyor. Koleksiyon, hatıra nesnelerinin yalnızca kişisel değil, aynı zamanda toplumsal ve politik bir iletişim aracı olarak nasıl işlev gördüğünü göstermesi açısından dikkat çekiyor. Bu yönüyle sergi, yakın tarihi farklı bir perspektiften deneyimlemek isteyenler için özgün ve zengin bir içerik sunuyor.
Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu
Sakıp Sabancı Müzesi

Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu sergisinden genel bir görünüm.
Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu, 19. yüzyıl Osmanlı resminden 20. yüzyıl modern Türk resmine uzanan geniş bir seçkiyle Türkiye’de resim sanatının dönüşümünü tematik ve kronolojik bir çerçevede sunuyor. Osman Hamdi Bey’den İbrahim Çallı’ya, Fikret Mualla’dan Nuri İyem’e uzanan önemli isimler üzerinden farklı kuşakların üslup ve arayışları bir arada izlenebiliyor. Koleksiyon, yalnızca eserleri değil, bu eserleri şekillendiren tarihsel ve kültürel dinamikleri de görünür kılmasıyla öne çıkıyor. Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu, Galeri -1’de pazartesi günleri hariç 10.00 – 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
Derya Geylani Vuruşan, “Sessizce Yükselen”
Pg Art Gallery
Bitiş tarihi: 2 Mayıs 2026

Derya Geylani Vuruşan, “Sessizce Yükselen”
Sessizce Yükselen, Derya Geylani Vuruşan’ın camla kurduğu ilişkiyi yeni bir evreye taşıyarak dönüşümü tekil bir an değil, zamana yayılan bir süreç olarak ele alıyor. Üfleme camdan oluşan formlar, akış ile kırılganlık arasında gidip gelen bir ritim kurarken, kişisel deneyimi daha geniş bir duygu alanına açıyor. Sergi, yükselmenin her zaman görünür ya da ani olmadığını; bazen yavaş, dalgalı ve içten içe ilerleyen bir süreç olduğunu hatırlattığı için özellikle dikkat çekiyor.
Çepo (Nezir Akkul), “Snowblind”
Zilberman İstanbul
Bitiş tarihi: 22 Nisan 2026

Çepo (Nezir Akkul), “Snowblind No:6”, tuval üzerine akrilik, 146 × 261 cm, 2026
Çepo’nun “Snowblind” sergisi, figür ile soyut arasında salınan karlı manzaralar üzerinden hafıza, sessizlik ve görme hâlini yeniden düşünmeye açıyor. Sanatçının büyük ölçekli ama sade imgeleri, mor ötesi bir ışık içinde beliren boşluklarla, izleyiciyi görmekle görememek arasındaki eşikte bırakıyor. Şehirden uzaklaşan bu yeni üretim, kalabalığın yerini alan sessizlik ve geniş coğrafyalarla Çepo’nun pratiğinde belirgin bir dönüşüme işaret ediyor. Sergi, atmosferiyle anlatmaktan çok hissettiren ve izleyiciyi bu belirsiz alanın içine çeken yapısıyla öne çıkıyor.
Johan Creten, “The Dead Fly”
PİLEVNELİ
Bitiş tarihi: 9 Mayıs 2026

Johan Creten, “The Dead Fly”
Johan Creten’in sergisi, heykel üzerinden güç, kırılganlık ve dönüşüm temalarını mahrem olan ile anıtsal olan arasındaki gerilimde ele alıyor. Bronz, seramik ve farklı ölçeklerdeki işler, beden ile mimari, arzu ile mesafe ve yaşam ile fanilik arasında dolaşan çok katmanlı bir düşünme alanı kuruyor. Sergi, Creten’in malzeme ve form aracılığıyla kurduğu yoğun ve şiirsel dili yakından deneyimlemek için dikkat çekici bir durak. “The Dead Fly” sanatçının sekiz yıl aradan sonra İstanbul’da yeniden izleyiciyle buluştuğu bir sergi olmasıyla da öne çıkıyor.
Özer Toraman, “Sessiz Diyalog”
Pi Artworks
Bitiş tarihi: 2 Mayıs 2026

Özer Toraman, “Cimenlere” serilmiş düşler, 105×159 cm, 2026
Özer Toraman’ın Sessiz Diyalog sergisi, gündelik hayatın içinde çoğu zaman gözden kaçan sakin ve askıda kalan anlara odaklanarak izleyiciyi yavaşlamaya davet ediyor. Sanatçının güçlü ışık ve renk kullanımıyla kurduğu resimler, figür ile boşluk arasındaki ilişkiyi görünür kılarken; sergide ilk kez yer verdiği enstalasyon bu dünyayı fiziksel mekâna taşıyarak yeni bir eşik açıyor. Boş sandalyelerle kurulan bu karşılaşma, hem bir buluşma ihtimalini hem de paylaşılmış bir sessizliği ima ediyor. Sergi, açıklamak yerine hissettiren yapısıyla, bakmakla görmek arasındaki ince farkı yeniden düşündürdüğü için öne çıkıyor.
Ece Ağırtmış, “Wild Tales”
Pilot Galeri
Bitiş tarihi: 18 Nisan 2026

Ece Ağırtmış’ın Pilot Galeri’deki “Wild Tales” sergisinden genel görünüm.
Büyümenin hem oyun hem mücadele içeren doğasını yeniden düşündüren Ece Ağırtmış’ın “Wild Tales” sergisi, büyüme sürecini ‘hayatın jungle’ı’ metaforu üzerinden ele alarak insanın doğayla ve kendisiyle kurduğu çelişkili ilişkilere odaklanıyor. Sanatçı, masal ve fabllardan ödünç aldığı hayvan temsilleriyle aidiyet, rekabet, performans ve hayatta kalma gibi meseleleri masalsı bir yüzeyin altında görünür kılıyor. Guguklu saatten taşan kuşlar, eksik bırakılmış figürler ve yük taşıyan bedenler aracılığıyla çocukluk ile yetişkinlik arasındaki kırılgan eşik sorgulanıyor.
Bihrat Mavitan, “Mış Gibi”
Galeri Selvin
Bitiş tarihi: 8 – 30 Nisan 2026

Bihrat Mavitan, “Mış Gibi”
Bihrat Mavitan’ın “Mış Gibi” sergisi, gündelik hayatın sıradan görünen anlarının aslında ne kadar kırılgan bir kurguya dayandığını hatırlatıyor. Sanatçı, hakikat ile yanılsama arasındaki o ince çizgiyi usulca aralayarak, izleyiciyi kendi gördüğünden şüphe etmeye çağırıyor. Sergi, yalnızca bakılan değil, içten içe hissedilen ve insanın kendi gerçekliğiyle yüzleştiği bir deneyime dönüşüyor.
Onur Gökmen, “Toprakaltı”
Salt Galata
2 Nisan – 3 Mayıs 2026

Toprakaltı (2026) filminden bir kare. Onur Gökmen’in izniyle
Onur Gökmen’in “Toprakaltı” sergisi, 1986 Çernobil faciası sonrası Karadeniz çayında tespit edilen radyoaktif kirlilik üzerinden Türkiye’nin yakın tarihine bakıyor. Sanatçı, kurgusal ve belgesel unsurları bir araya getirerek bilimsel veriler, medya söylemi ve kurumsal tepkiler arasındaki gerilimi görünür kılıyor. Üç bölümden oluşan yerleştirme, görünmez bir tehdit olan radyasyonun toplumsal hafızada nasıl iz bıraktığını ve nasıl bastırıldığını sorguluyor.
“Toprakaltı”, çevresel felaketlerin yalnızca geçmişte kalmadığını, bugünle ve kolektif hafızayla ilişkisini sürdüren bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor.
Ayla Turan retrospektifi
Kibele Sanat Galerisi
Bitiş Tarihi: 11 Mayıs

Ayla Turan, Kibele Sanat Galerisi’ndeki retrospektif sergisinden genel görünüm. Fotoğraf: Tolga İldun
Ayla Turan‘ın sergisi, sanatçının otuz yıllık üretimini bir araya getirerek heykelin malzeme, form ve duygu üzerinden nasıl zenginleştiğini gösteriyor. Mermerden bronza uzanan eserler, gündelik hayat ile çocukluk dünyasını birleştirerek izleyiciyi hem tanıdık hem de düşündürücü bir alana davet ediyor. Bu sergi, Ayla Turan’ın zaman içinde kurduğu özgün dili ve heykel sanatına getirdiği içten, hareketli yaklaşımı bütünlüklü biçimde görmek için kaçırılmaması gereken bir durak.
Agnes Waruguru, “Yağmur Yağacak Gibi”
SANATORIUM
Bitiş tarihi: 16 Mayıs 2026

Agnes Waruguru’nun Yağmur Yağacak Gibi başlıklı sergisinden genel görünüm
“Yağmur Yağacak Gibi”, Agnes Waruguru’nun kumaş ve kâğıt üzerine ürettiği işleri, mekâna yayılan bir ses yerleştirmesiyle bir araya getirerek bütüncül bir anlatı kuruyor. Sergi, su ve yağmur metaforu üzerinden hafıza, kimlik ve geçmiş deneyimlerin duygusal katmanlarını araştırıyor. Waruguru, tekrarlayan motifler ve doğal malzemeler aracılığıyla doğa, insan ve zaman arasındaki döngüsel ilişkiyi görünür kılıyor.
CI BLOOM
Lütfi Kırdar Rumeli Salonu
Genel ziyaret günleri: 16–19 Nisan 2026

CI Bloom geçmiş edisyonlardan genel görünüm
CI BLOOM’un 5. edisyonunda bu yılın katılımcı galerileri arasında Anna Laudel, Art On Istanbul, Belm’art Space, Bozlu Art, C.A.M. Gallery, DG Art Gallery & Project, DİFOART Collective, DİRİMART, Galeri 77, Martch Art Project, Muse Contemporary, One Arc Gallery, Pi Artworks, Piramid Sanat, Rıdvan Kuday, Ruzy Gallery, SANATORIUM, Summart, Taksim Sanat, Vision Art Platform, x-ist ve ZILBERMAN yer alıyor. Fuarda bu yıl ilk kez yer alan galeriler ise EArt, rast. GALLERY, Kun Art Space, Collect Gallery, FAAR Gallery ve offgrid art project / Otmar Uras olurken; Loading Art Space, NOKS Art Space, KOLİ Art Space ve Are Projects sanat inisiyatifleri olarak programa dahil oluyor.
Bedri Baykam, “BAYKAM ON PICASSO, Les Demoiselles Revisited”
Piramid Sanat
Bitiş tarihi: 5 Eylül 2026

Bedri Baykam, “k_ivre_de_ses_compagnons”, kâğıt üzerine karışık teknik, 81,5 × 111,5 cm, 2025
Bedri Baykam’ın “BAYKAM ON PICASSO: Les Demoiselles Revisited” sergisi, Les Demoiselles d’Avignon üzerinden modern sanat tarihine eleştirel ve çok katmanlı bir yeniden okuma sunuyor. Sanatçı, Picasso’nun radikal kırılmasını kendi üretim diliyle yeniden kurgulayarak, Doğu-Batı ilişkileri, beden temsili ve kültürel etkileşimler üzerine alternatif senaryolar geliştiriyor. Sergi, geçmiş ile bugün arasında kurulan bu diyalog üzerinden izleyiciyi yalnızca tarihsel bir referansa değil, hâlâ süren bir düşünsel tartışmanın içine davet ediyor.
“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim”
Galeri Nev İstanbul
17 Nisan – 6 Haziran 2026
“Solarken Dünya, Soluyor Bedenim” adlı grup sergisi, bireysel ve toplumsal düzeyde biriken gerginlik, belirsizlik ve yorgunluk hâllerini beden üzerinden ele alıyor. Zamanın ağırlaştığı ve yön duygusunun silikleştiği bir atmosfer kuran sergi, zihinsel yüklerin bedende nasıl karşılık bulduğunu görünür kılıyor. Beden odaklı işler, kırılganlık, direnç ve tükenmişlik gibi duyguları fiziksel bir dil aracılığıyla doğrudan izleyiciye aktarıyor.
İzzet Keribar, “Tarihten Yansıyan Işık”
Galeri Işık Teşvikiye
Bitiş tarihi: 30 Nisan 2026

Duayen fotoğrafçı İzzet Keribar’ın “Prag & Bohemya – Tarihten Yansıyan Işık” sergisi, Orta Avrupa’nın taşına sinmiş hafızayı, ışığın içinden geçerek usulca hatırlatıyor. Yarım asrı aşan bir bakışın süzdüğü karelerde, mimari ve gündelik hayat, zamana karşı direnen kırılgan izler gibi yan yana duruyor. Sergi, geçmişin silinmeyen gölgesini bugünün ışığında yeniden görmeye davet eden, dingin ama derin bir yolculuk sunuyor.
Gönül Nuhoğlu, “Non Nobis Solum Nati Sumus”
Maçka Sanat Galerisi
14 Nisan – 14 Mayıs 2026
Gönül Nuhoğlu’nun sergisi, birlikte var olma fikrini sorgulayarak kapsayıcılığın nasıl kurulduğunu ve kimi dışarıda bıraktığını görünür kılıyor. İrina Batkova küratörlüğündeki sergi, sınıflandırma, yerleştirme ve kırılma süreçleri üzerinden ilerleyen işleriyle görünürlük ve tanınma meselelerini sabit olmayan bir zemine taşıyor. Parçalanan yüzeyler ve yerleşemeyen bedenler aracılığıyla izleyiciyi konfor alanından çıkaran bu kurgu, kolektiflik fikrine eleştirel bir mesafe açıyor. Sergi, birlikte olmanın sınırlarını ve gerilimlerini düşünmek isteyenler için yoğun bir karşılaşma vadediyor.
Yusuf Taktak, Emre Zeytinoğlu ve Can Aytekin, “TAŞ”
Mine Sanat Galerisi
9 Nisan – 23 Mayıs 2026
Mine Sanat Galerisi’nin Deneysel mekânında gerçekleşen “TAŞ” sergisi, üç sanatçıyı ortak bir kavram etrafında buluşturarak malzemenin düşünsel potansiyelini yeniden ele alıyor.
Yusuf Taktak, Emre Zeytinoğlu ve Can Aytekin’in farklı üretim dilleri; taşın yalnızca fiziksel bir malzeme değil, aynı zamanda tarihsel ve kültürel bir anlam taşıyıcısı olduğunu ortaya koyuyor. Sergi, izleyiciyi en temel üretim unsurlarından biri üzerinden sanat, mekân ve düşünce arasındaki ilişkiyi yeniden sorgulamaya davet ettiği için öne çıkıyor.