Sanatçı kadınlar sahnede (mi?)

Sanatçı kadınların görünürlüğü hiç olmadığı kadar arttı; sergilerde ve müzayedelerde artık daha çok yer alıyorlar. Sotheby’s ve ArtTactic işbirliğiyle hazırlanan rapor da bu görüşü destekler nitelikte. Ancak tüm bu görünürlük hâlâ gerçek bir zemine oturmamış durumda. Evet, sanatçı kadınlar sahnede ve şimdi sırada bu sahneyi gerçek bir zemine dönüştürmek var…

Yasemin Bay

“Irkçılık ve cinsiyetçilik artık moda olmadığında, sanat koleksiyonunuz ne kadar edecek?”

Bu çarpıcı soruyu, feminist sanat kolektifi Guerrilla Girls’ün 1989 tarihli meşhur posterinden hatırlayanınız olacaktır. Poster, bir yıl öncesinde Jasper Johns’un “False Start” adlı eserine ödenen 17 milyon dolarlık rekor bedeli hedef alıyordu. Guerrilla Girls, bu miktarla Frida Kahlo, Mary Cassatt, Georgia O’Keeffe, Lee Miller, Tina Modotti’nin de aralarında yer aldığı 67 sanatçı kadının eserinin satın alınabileceğini vurgulayarak sanat piyasasındaki cinsiyet uçurumuna dikkat çekiyordu. Kısacası, poster yalnızca bir satış fiyatını değil, piyasanın erkek sanatçılara sunduğu sınırsız değeri ve kadınlara biçtiği görünmezliği aynı kareye sığdırıyordu.

En yüksek rakam

Peki, aradan geçen 35 yılda sanat dünyasında bir dönüşüm var mı? Sanatçı kadınlar artık daha çok sergileniyor, daha çok konuşuluyor, eserleri milyon dolarlara satılıyor. En son Frida Kahlo’nun “El sueño (La cama)” adlı eserinin, Sotheby’s’in 20 Kasım 2025 tarihli müzayedesinde 54,7 milyon dolara satılması çokça konuşuldu. “El sueño (La cama)” , bu satış rakamıyla bir müzayedede kadın sanatçıya ait eser için ödenen en yüksek rakam olarak tarihe geçti.

Frida Kahlo, “El sueño (La cama)”, Sotheby’s izniyle.

Ama sanatçı kadınların bu görünürlüğü gerçekten bir güç değişimine işaret ediyor mu? Sotheby’s’in uluslararası açık artırma evlerinin satış verilerini içeren 2025 tarihli Kadın Sanatçılar Piyasada raporu, bu soruya yanıt arıyor.

Sotheby’s ve ArtTactic işbirliğiyle hazırlanan ve 2018’den 2025’in ilk beş ayına uzanan dönemi inceleyen rapora göre, sanatçı kadınlar son yedi yılda müzayede piyasasında ciddi bir ivme kazandı. 2024’te açık artırmalarda temsil edilen sanatçı kadınların sayısı 1.148’e ulaştı. Bu, 2018’e kıyasla yüzde 132’lik bir artış anlamına geliyor.

Temsil oranlarında da benzer bir yükseliş var. 2018’de müzayedelerde yer alan sanatçıların sadece yüzde 14,4’ü kadınken, bu oran 2024’te yüzde 23,6’ya çıktı. Sanatçı kadınların satışların toplam değerindeki payı da yüzde 6,2’den yüzde 13,8’e yükseldi. 2025’in ilk beş ayında bu oran yüzde 12,6’ya gerilese de, genel eğilim yukarı doğru.

Bu yükselişi en çok besleyen grup çağdaş ve genç çağdaş sanatçı kadınlar oldu. 2024’te açık artırmaya çıkan sanatçı kadınların yüzde 82’si bu iki kategoriye aitti. Özellikle 1980 sonrası doğan genç çağdaş sanatçılar, 2025’in ilk aylarında bu segmentteki sanatçıların yüzde 44,6’sını oluşturarak erkeklerle neredeyse eşit düzeye ulaştı.

Ancak bu görünürlüğün altında bazı dengesizlikler devam ediyor. 2024’te sanatçı kadınların 1 milyon doların üzerinde bir rakama satılan eserlerinin oranı yalnızca yüzde 4,7. Fakat bu küçük dilim, sanatçı kadınların satış gelirlerinin yüzde 65,6’sını oluşturuyor. Yani pazar hâlâ yüksek fiyatlı birkaç isim etrafında dönüyor.

Guerilla Girls, “When Racism & Sexism Are No Longer Fashionable, What Will Your Art Collection Be Worth”, 1989

Kurumlar ne kadar değişti?

Sanatçı kadınların özellikle müzayedelerde görünürlüğü artsa da, bu temsili kalıcı kılacak olan kurumsal yapılar hâlâ sınırlı adımlar atıyor. Tate, MoMA ve benzeri kurumlar son yedi yılda kişisel sergilerinin yarısından fazlasını kadınlara ayırmış olsa da, satın alma politikalarında kadın sanatçıların payı yüzde 40’ta kalıyor. Koleksiyonlara bağış yoluyla giren kadın sanatçı eserleri ise yalnızca yüzde 27,9.

Türkiye’de de benzer bir durum özel müzelerde görülüyor. İstanbul Modern, Arter, Pera Müzesi ve Sabancı Müzesi gibi kurumlar zaman zaman kadın sanatçılara adanmış tematik sergiler düzenliyor. İstanbul Modern’in “Hayal ve Hakikat – Türkiye’den Modern ve Çağdaş Kadın Sanatçılar” ve “Hep Buradayız”, Meşher’in “Ben-Sen-Onlar / Sanatçı Kadınların Yüzyılı” gibi sergileri, arşivsel ve kültürel hafıza açısından önemli katkılar sunsa da, bu görünürlük çoğu zaman geçici kalıyor. Sanatçı kadınlara doğrudan adanmış kişisel sergilerin sayısı hâlâ oldukça sınırlı. Örneğin 2004’te açılan İstanbul Modern, yaşayan bir kadın sanatçıya dair ilk kapsamlı sergisini 2016’da, İnci Eviner retrospektifiyle gerçekleştirdi…

Bir avuç galeri, bir avuç rekor

Rapora göre, 2024’te en yüksek satışlara ulaşan 50 kadın sanatçının yüzde 80’i sadece sekiz büyük galeri tarafından temsil ediliyor. Gagosian, Hauser & Wirth, David Zwirner gibi dev galeriler sanatçı kadınlara alan açıyor ama bu alan genele yayılmıyor.

Türkiye’nin büyük galerilerinin kadın sanatçı temsiliyet oranlarına bakıldığında, Galerist %63 ile listenin başında yer alıyor. Onu %45 ile Galeri Nev İstanbul, %43 ile Dirimart, %42 ile Zilberman, %41 ile Pi Artworks ve %30 ile Arton İstanbul izliyor. Pilevneli’de ise bu oran %17’ye düşüyor.

Ayrıca, dünya geneline baktığımızda sanatçı kadınların yüzde 74’ü yalnızca bir ya da iki kez müzayede sistemine girebiliyor. Yani görünürlük artsa da, hâlâ çok sayıda sanatçı kadın için piyasa kırılgan, geçici ve istikrarsız.

İnci Eviner retrospektifi “İçinde Kim Var”dan kurulum görünümü. İstanbul Modern, 2016

Yeni koleksiyonerler, yeni ihtimaller

Rapora göre, kadın sanatçıların eserlerine teklif verenlerin yüzde 35’i 40 yaş altı koleksiyonerlerden oluşuyor. Bu koleksiyonerlerin yüzde 46’sı ise kadın. Yani yeni kuşak hem demografik hem etik olarak mevcut yapıyı dönüştürme potansiyeli taşıyor. Dahası, bu koleksiyonerlerin odaklandığı sanatçılar yalnızca Batı’dan değil; farklı kültürlerden gelen sanatçı kadınlar giderek daha fazla ilgi görüyor.

Sotheby’s’in verileri sanatçı kadınların sanat piyasasındaki yerini anlamak için güçlü bir pencere sunuyor. Görünürlük artıyor, sergiler çoğalıyor, satışlar yükseliyor. Ancak bu artış kalıcı bir yapısal eşitliğe işaret etmiyor. Sanatçı kadınlar müzayede listelerinde ve sergi duvarlarında var ama koleksiyonlarda, satış listelerinde ve karar mekanizmalarında hâlâ sayıca ve güççe eksikler.

Türkiye’de de durum benzer: Temsiliyet artıyor ama kurumsal destek ve ekonomik yatırım hâlâ geride. İstanbul’daki büyük müzeler zaman zaman güçlü sergiler düzenlese de, sanatçı kadınlara adanmış kişisel programlar hâlâ istisna niteliğinde.

Yine de tablo sadece karanlık değil. Genç koleksiyonerlerin yükselişi, kadın dayanışması odaklı bağımsız ağlar, sanatçı kolektifleri, kurumlara yönelik artan şeffaflık talebi ve alternatif yapılar, bu düzenin içinden yeni yolların çıkabileceğini gösteriyor; görünürlüğün kalıcılığa dönüşmesi adına umut veriyor.

Sanatçı kadınlar sahnede. Şimdi sırada bu sahneyi gerçek bir zemine dönüştürmek var.

Kapaktaki eser: Belkıs Mustafa, desen, kâğıt üzerine karakalem, 50 x 35,4 cm. Arkas Koleksiyonu. “Ben-Sen-Onlar: Sanatçı Kadınların Yüzyılı” sergisinden, Meşher, 2021

İlginizi Çekebilir