İngiltere’nin en büyük çağdaş sanat etkinliklerinden biri olan Liverpool Bienali, bu yıl “BEDROCK” teması altında 14 Eylül’e dek görülebiliyor. Bienalin öne çıkan işleri arasında, Cevdet Erek’in ses ve mekân üzerinden kurguladığı “Away Terrace (Us and Them)” başlıklı yerleştirmesi bulunuyor. Erek’in işi, modern futbol stadyumları ile antik arenaları bir araya getirerek, seyircilik, aidiyet ve ayrımcılık gibi kavramları fiziksel ve işitsel düzeyde tartışmaya açıyor.

Cevdet Erek, “Away Terrace (Us and Them)”, Liverpool Bienali 2025. Fotoğraf- Mark McNulty.
Erek’in Liverpool’un yaratıcı kalbi haline gelen Baltic Triangle bölgesinde sergilenen eseri, dışarıdan bakılabilen ve içeriye girilemeyen dev bir tribün yapısı formunda. Yerleştirme boyunca duyulan ritmik sesler, hem coşku hem de gerilim yaratıyor. Erek, Liverpool’un ikonik stadyumu Anfield’daki izlenimlerinden yola çıkarak kurguladığı yerleştirmeyle ilgili olarak “Bu iş sadece futbolla ilgili değil. Güç ilişkileri, gösteri kültürü ve kamusal sesler üzerine düşündüren bir yapı kurmak istedim. Liverpool’un tribün deneyimi ve sesle kurduğu ilişkiler, bana Pink Floyd’un Meddle albümünde olduğu gibi hem ritmik hem de tedirgin edici bir atmosfer çağrıştırdı” diyor. Yerleştirmeyi izlerken duyulan ses kompozisyonu, Erek’in geçmiş işlerinden tanıdık bir şekilde, ritim ve mekân arasında güçlü bir etkileşim yaratıyor.
The Guardian ise sanatçının yerleştirmesini şu sözlerle değerlendiriyor: “Boş tribünlerin oluşturduğu yapı, tarihsel bir harabenin izini taşıyor. ‘Away Terrace’, herhangi bir seyirci olmaksızın bir maç gününün heyecanını hissettirmeyi başarıyor. Bu çalışma, futbolun sadece bir oyun değil, aynı zamanda ritüel, kimlik ve bölünmüşlükle ilgili olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatıyor.” Bu yorum, yerleştirmenin sadece fiziksel bir yapı değil, aynı zamanda kolektif duygulara, belleğe ve karşıt kimliklerin mekânsal temsiline dair güçlü bir işaret taşıdığını vurguluyor.
Sanatçının eserinin sergilendiği Baltic Triangle, eski endüstriyel depolardan dönüştürülmüş stüdyolar, müzik mekânları ve yaratıcı girişimlerle dolu. Özellikle çağdaş sanat etkinlikleri için bir odak noktası haline gelen bölge, Liverpool Bienali’nin kamusal alana yayılma stratejisinde önemli bir yer tutuyor. Erek’in tribün yerleştirmesinin burada konumlanması, bölgenin geçmişi ve günümüzle kurduğu köprüyü de güçlendiriyor.
Bu yılki bienalin teması olan “BEDROCK” Liverpool’un kırmızı kumtaşıyla örülü jeolojik yapısından hareketle kurgulandı. Bienalin küratörü Marie-Anne McQuay, temanın yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda kültürel, tarihsel ve duygusal bir temel üzerine kurulu olduğunu vurguluyor: “Sanatçılar, şehir arşivlerinden, topluluklardan ve Liverpool’un yeşil alanlarından ilham alarak kendi ‘BEDROCK’ tanımlarını geliştirdi. Kolonyal geçmişin bugüne yansımaları, aile yapıları, doğayla kurulan bağlar bu temanın içinde yer alıyor.”
1998’den bu yana düzenlenen Liverpool Bienali, çağdaş sanatı sadece galerilere değil, şehrin sokaklarına, kamusal alanlarına ve hafızasına yerleştirmesiyle tanınıyor. 2025 edisyonu da bu geleneği sürdürerek, şehri bir sergi mekânına dönüştürüyor. 14 hafta boyunca 30’un üzerinde sanatçı ve kolektifi ağırlayan bienal sergileri Tate Liverpool, Bluecoat, FACT, Open Eye Gallery gibi mekânların yanı sıra kiliseler, halk kütüphaneleri ve alışveriş merkezlerinde gerçekleşiyor.
Kapak fotoğrafı: Cevdet Erek, “Larger Daw without Rings”in içinde, 2023. Fotoğraf- Barış Özçetin