Hallac-ı Mansur’dan Kartaca’ya: Erol Akyavaş’ın düşsel haritası

Yasemin Bay

20. yüzyıl Türkiye sanatının en özgün isimlerinden Erol Akyavaş, Doğu’nun mistik düşünsel mirasıyla Batı’nın modernist disiplinini ustalıkla sentezleyen nadir sanatçılardandı. Mimarlık eğitiminin etkisini de gördüğümüz yapıtlarında Akyavaş, izleyicisini hem biçimsel hem kavramsal bir yolculuğa çıkarır. Sanatçının tasavvufi düşünce, İslam felsefesi ve minyatür geleneğinden ilhamla oluşturduğu çalışmaları, yalnızca estetik değil, aynı zamanda metafizik bir anlatı da sunar. Akyavaş’ın düşünsel ve estetik evrenine açılan birer kapı niteliğini taşıyan beş ikonik eserini sıralıyoruz.

 

 

Erol Akyavaş, “The Glory of the Kings”, 1959, tuval üzerine yağlıboya, 121.8×214 cm., (MoMA koleksiyonu).

“The Glory of the Kings – Padişahların İhtişamı” (1959)

 Tuval üzerine yağlı boya, 121.8×214 cm. MoMA Koleksiyonu (New York)

New York Modern Sanatlar Müzesi (MoMA) koleksiyonunda yer alan bu eser, sanatçının Osmanlı hat ve süsleme geleneklerini soyut kompozisyonlarla yorumladığı erken dönem yapıtlarından. Osmanlı estetiği ile soyutun buluşma noktası olarak gösterilen eser, Akyavaş henüz 29 yaşındayken müzenin koleksiyonuna dahil edildi. Siyah figürlerin üzerindeki mermer desenleri ve resmin kenarındaki katmanlı fırça izleri, onun resimde yavaşlığı ve ölçülülüğü tercih eden titiz yaklaşımını gözler önüne seriyor.

 

 

Erol Akyavaş, “En-el Hak”, 1987, tuval üzerine yağlıboya,190×350 cm.,(Zafer Yıldırım koleksiyonu)

“En-el Hak” (1987)

Tuval üzerine yağlı boya, 190×350 cm. Zafer Yıldırım Koleksiyonu

Akyavaş’ın tasavvufla kurduğu derin ilişkinin en görkemli yansımalarından biri olan “En-el Hak”, Hallac-ı Mansur’un felsefesinden ilham alıyor. İlk kez yapıldığı yıl olan 1987’de sanatçının diğer yapıtları “Kuşatma”, “Vav” ve Burhan Doğançay’ın “Muhteşem Çağ” ve “Mavi Senfoni” eserleriyle aynı salonda 1. İstanbul Bienali’nde sergilendi. Akyavaş’ın tasavvufla olan ilişkisini yansıtan eser, mistik düşünceyi ışık ve renk yoluyla yeniden kurguladığı dönemine işaret ediyor.

 

 

 

Erol Akyavaş, “Kuşatma”, 1982, tuval üzerine karışık teknik, 266×385 cm., (Nezih Barut koleksiyonu).

“Kuşatma” (1982)

Tuval üzerine karışık teknik, 266×385 cm. Nezih Barut Koleksiyonu

Erol Akyavaş’ın 1980’li yıllarda geliştirdiği dili, hem Doğu’nun tasavvufi ve tarihsel birikimini hem de Batı modernizminin biçimsel mirasını bünyesinde barındıran özgün bir senteze dayanıyor. Bu dilin en güçlü örneklerinden biri olan “Kuşatma”, sadece sanatçının değil, çağdaş Türk resminin de dönüm noktası sayılabilecek başyapıtlarından biri. Dev boyutlarıyla izleyiciyi adeta ‘kuşatan’ resim, içerdiği labirentimsi formlar, haritayı andıran düzlemler ve parçalanmış mimari yapılar aracılığıyla hem içeriden hem dışarıdan bir baskı hissi yaratıyor. Üstten bakışlı bir perspektifle kurulan kompozisyon tercihiyle Akyavaş, hem Matrakçı Nasuh gibi minyatür ustalarına hem de modern kent planlamasının grafik anlatım biçimlerine işaret ediyor.

 

 

Erol Akyavaş, Hallac-ı Mansur, 1987, İstanbul Modern Koleksiyonu

“Hallac-ı Mansur” (1987)

Tuval üzerine akrilik, 300 x 350 cm. Özel Koleksiyon-İstanbul Modern Sanat Müzesi / Uzun Süreli Ödünç

Akyavaş’ın “Hallac-ı Mansur” serisinin önemli bir parçası olan bu çalışma, tasavvuf felsefesiyle İslami simgeleri modern plastik dilde ele alıyor. Tabloda öne çıkan dev vav harfi, yaratıcı ile yaratılan arasındaki sembolik bağa işaret ediyor. Sanatçının kaligrafik formları sembolik değerleriyle öne çıkarmaya çalıştığı bu dönem, aynı zamanda onun Batıni yönünün en belirginleştiği süreci temsil ediyor.

 

 

Erol Akyavaş, Kartaca Yıkılmalı, OMM

“Kartaca Yıkılmalı” (1981)

Tuval üzerine karışık teknik, 115×415 cm – Odunpazarı Modern Müze Koleksiyonu

Odunpazarı Modern Müze koleksiyonunda yer alan eser, Marcus Cato’nun meşhur “Kartaca yıkılmalı” sözüne atıfla antik tarihsel bir anlatıyı yeniden yorumluyor. Kuşbakışı perspektifle resmedilen şehir, Akyavaş’ın mimari form bilgisi ve kompozisyon ustalığıyla birleşerek, dramatik ve tarihsel bir atmosfer yaratıyor. Eserde, tarihi trajedi, geometrik kurgu ve tasavvufi bakışla buluşuyor.

 

*Kapak fotoğrafı: Erol Akyavaş atölyesinde arkada eşi Ilona Akyavaş ile birlikte.

İlginizi Çekebilir