“Kanzen”
Mekan: Chi Art Gallery
9 Eylül – 10 Ekim 2026
Serap Görünme, Hayal Köseoğlu ve Mehmet Sinan Kuran’ın farklı disiplinlerde şekillenen üretimlerini bir araya getiren serginin düşünsel çerçevesini Japoncada tamlık, bütünlük ve eksiksizlik anlamlarına gelen kanzen oluşturuyor. Sergi, olanı olduğu hâliyle tam görebilme ve birbirinden farklı bireysel anlatımların, benzerliklere ihtiyaç duymadan bir arada nasıl bütünleşebileceğini düşünme önerisi sunuyor. Üç sanatçının fotoğraf, resim ve çizim üzerinden gelişen çalışmaları, malzeme kullanımları, görsel dilleri ve kurdukları dünyalar açısından birbirinden belirgin biçimde ayrılırken ‘kanzen’ tam da bu ayrışma üzerinden ortak bir zemin kuruyor.

Frank Bowling, Babamın Portresi, 1960, Pera Müzesi
“Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım”
Mekan: Pera Müzesi
29 Eylül 2026– 31 Ocak 2027
Pera Müzesi, yaşayan en önemli soyut ressamlardan biri kabul edilen Frank Bowling’in eserlerini İstanbul’da ilk kez sanatseverlerle buluşturmaya hazırlanıyor. Alistair Hicks küratörlüğündeki sergi Bowling’in renk, yüzey ve belleği buluşturan üretiminin farklı evrelerini, 20. yüzyılın en etkili figüratif ressamlarından Francis Bacon ile savaş sonrası Britanya resminin özgün isimlerinden Victor Willing’in eserleriyle yan yana getiriyor. Üç sanatçı arasında kurulan ilişki, aynı sanatsal sorulara verilen farklı yanıtları birlikte düşünmeye imkân tanıyor. İlk kez sergilenecek eserlerin yanı sıra ünlü “Harita” serisinden resimler ile çocukluğunu geçirdiği Guyana’daki evin görüntüsüne yıllar sonra yeniden döndüğü 2026 tarihli “Annemin Evine Yeniden Bakış”ın da yer aldığı seçkide sanatçının farklı dönemlerinden yapıtları bir araya geliyor. Sergi, Bowling’in üretiminde yaratım ile yıkım, düzen ile kaos, rastlantı ile kontrol arasındaki gerilimlerin izini sürerken, resmi tamamlanmış bir yüzeyden çok kesintisiz bir dönüşüm alanı olarak ele alıyor.

Beat Zoderer, Flechtwerk, 2009, Sevil Dolmacı Gallery
“Making Worlds. Systems of Being”
Mekan: Sevil Dolmacı Gallery
9 Eylül’den itibaren
Zürih’teki Museum Haus Konstruktiv’in direktörlüğünü yürüttüğü 2013’te Türkiye’den 21 sanatçıyı bir araya getiren “Hot Spot Istanbul” sergisini gerçekleştiren Dorothea Strauss, yıllar sonra İstanbul’da bir sergiye imza atıyor. Strauss’un küratörlüğünü üstlendiği sergi, gerçekliğin kendiliğinden var olan, sabit ve tarafsız bir olgu olmadığı düşüncesinden yola çıkıyor. Dünyayı başka türlü görmenin, kendimizi farklı biçimlerde tahayyül etmenin ve gerçekliği yeniden şekillendirmenin imkânlarını araştıran sergide Maria Ceppi, Nilbar Güreş, Sofia Mitsola, Natasza Niedziółka, Christian Jankowski, Serkan Özkaya, Tobias Pils, Ekrem Yalçındağ, Miao Ying ve Beat Zoderer’in yapıtları görülebiliyor.

Güneş Acur, Kayıp Cennet, 2025, kağıt üzerine suluboya ve cutout tekniği, 40 x 40 cm
“Bir Zamanlar Şimdi”
Mekan: Canopy Istanbul Taksim
16 Eylül- 15 Kasım 2026
Canopy Istanbul Taksim, kültür ve sanatı otel deneyiminin ayrılmaz bir parçası haline getiren yaklaşımını yeni bir karma sergiyle sürdürüyor. Yasemin Bay küratörlüğünde ve Pi Artworks iş birliği ile hazırlanan “Bir Zamanlar Şimdi” sergisi, farklı kuşak ve coğrafyalardan sanatçıların eserlerini Beyoğlu’nun zengin kültürel belleği etrafında bir araya getiriyor. Çıkış noktasını Beyoğlu’nun hiçbir zaman tek bir döneme, kültüre ya da kimliğe ait olmayan yapısından alan sergide semtin en eski galerilerinden biri olan Pi Artworks’ün temsil ettiği sanatçılardan Nancy Atakan, Rugül Serbest, Antonio Cosentino, Susan Hefuna, Kemal Seyhan, Ayten Turanlı, Güneş Acur, Osman Dinç, Erdal Duman ve Albano Hernández’in eserleri yer alıyor. Resimden heykel ve seramiğe uzanan farklı üretim biçimlerini bir araya getiren seçki; bellek, kent, zaman, malzeme ve katman kavramları etrafında şekilleniyor.

Alkan Avcıoğlu, The Death of the Camera #2
“Kameranın Ölümü”
Sanatçı: Alkan Avcıoğlu
Mekan: Maçka Sanat Galerisi
15 Eylül – 31 Ekim 2026
Alkan Avcıoğlu’nun DIFOART iş birliğiyle gerçekleşen sergisi fotoğrafın dünyayı görme ve gösterme biçimine dair alışkanlıklarımızı sorguluyor. Serginin çıkış noktası, Roland Barthes’ın “Yazarın Ölümü” kavramında ele aldığı düşünceyi kameraya taşımak: Yazar metnin anlamı üzerindeki hâkimiyetini kaybediyorsa, kameranın da görüntü üzerindeki belirleyici rolü sona erebilir mi? Avcıoğlu’nun yapay zekâ modelleri ve yenilikçi yöntemlerle geliştirdiği çalışmalarında fotografik imge artık tek bir noktadan bakılan ve tek bir anı kaydeden görüntü olmaktan çıkıyor. Farklı ölçekler ve perspektifler aynı görüntünün içinde bir araya geliyor; tanıdığımız mekânlar, ilk bakışta bildiğimiz yerler olmaktan uzaklaşıp giderek daha karmaşık ve belirsiz yapılara dönüşüyor.
“Lumina: Renk ve Işık Sanatı”
Mekan: Lucien Arkas Sanat Merkezi
26 Eylül’den itibaren
Arkas Sanat ile Centre Pompidou arasında yürütülen beş yıllık işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 20. yüzyıl başından günümüze uzanan farklı sanatsal yaklaşımlar üzerinden rengin ifade gücü ile ışığın dönüştürücü etkisi arasında kurulan ilişkiye odaklanacak. Görsel deneyimin yalnızca bakışla sınırlı kalmadığını; hareket, derinlik, titreşim, ritim ve duyusal algıyla birlikte şekillendiğini hatırlatan sergi, Anna Hiddleston ve Noémie Fillon küratörlüğünde hazırlanıyor. Modern ve çağdaş sanatın görme biçimleriyle kurduğu ilişkiyi algı, mekân, hareket ve izleyici deneyimi üzerinden ele alıyor.

Mustafa Boğa’nın sergisinden
“Bu Baktığın Son Şey Olabilir”
Sanatçı: Mustafa Boğa
Mekan: Martch Art Project
18 Eylül – 16 Ekim 2026
Çoğunlukla tekstil, buluntu nesneler ve mekânsal yerleştirmeler etrafında şekillenen sanat pratiğinde izleyiciye hazır cevaplar sunmak yerine onu zihinsel bir kazı çalışmasına ve keşif sürecine davet eden Mustafa Boğa, yeni sergisinde hafıza, aidiyet ve varoluşun en keskin eşiklerinden biri olan son kavramını karanlık ve hüzünlü bir bağlamdan uzaklaştırarak yepyeni bir başlangıcın ihtimaliyle yan yana getiriyor. İzleyiciyi popüler kaygıların ötesine taşıyan seçki, formların ve katmanların ardında saklı, çözülmesi gereken entelektüel bir bulmaca sunuyor.

Ece Gökalp, After Anahit, Depo
“Silinmenin Manzaraları”
Mekan: Depo
16 Eylül -21 Kasım 2026
2018 yılında kurulan bağımsız ve kâr amacı gütmeyen poşe’nin bir inisiyatif olarak son sergisi Sena Tural’ın koordinatörlüğünde gerçekleşiyor. Ece Gökalp, Ekin Can Göksoy, Hiwazerê, Larissa Araz, Marina Papazyan, Rojda Tuğrul ve Zilan İmşik’in çalışmalarını bir araya getiren sergi, geç Osmanlı’dan başlayan modernleşme ve merkezileşme süreçlerinden Cumhuriyet dönemine uzanan kültürel, ekolojik ve toplumsal tahribatı, Türkiye’nin farklı coğrafyalarında araştırma yürüten sanatçıların üretimleri üzerinden ele alıyor. Sergi, toplumsal hafıza, kayıp ve yüzleşme üzerine üretmeye devam eden sanatçıların ilk mekânsal birlikteliğini oluşturuyor.

ci demi, Untitled, 2023, fine art print, offgrid art project
“Aynı Şehirde”
Mekan: offgrid art project
18 Eylül–25 Ekim 2026
Ci Demi, Tibet Oktay Aslan ve Hüseyin Güler’in yapıtlarını buluşturan sergi İstanbul’un değişen fiziksel ve kültürel katmanlarına odaklanıyor. Yeni yapılar, yıkılan binalar, dönüşen mahalleler ve değişen kent manzaraları, şehrin geçmişini ortadan kaldırmak yerine çoğu zaman onunla birlikte var oluyor. Sergi, İstanbul’u farklı zamanların ve hikâyelerin üst üste geldiği, tamamlanmayan bir şehir olarak düşünmeye açıyor; onu hafıza, gündelik hayat ve insan-mekân ilişkileri üzerinden ele alıyor.

Nancy Atakan, Bebek Battaniyeleri, 2026, örgü ve nakış
“Ne Tatlı Ayrılık”
Sanatçılar: Nancy Atakan – Dilek Aydın
Mekan: Pi Artworks İstanbul
17 Eylül – 31 Ekim 2026
Sergi, yaratıcı alanlarda üretim yapan kadınların gözünden doğum deneyiminin derin, dönüştürücü ve paradoksal doğasını ele alıyor. Doğum deneyimi, annelik ve yaratıcı üretim ekseninde şekillenen ortak bir düşünsel zemini ortaya koyan sergiyle aynı adı taşıyan video çalışması, portre kartpostallardan oluşan bir heykel yerleştirmesi, kişisel metinlerle işlenmiş bebek battaniyelerinden oluşan bir enstalasyon, “Bye Bye Baby” yazılı neon iş ve Nancy Atakan’ın daha önce ürettiği “Homage to Myrna Lewis” ile “Mersin Hastanesi” adlı iki videosu bir araya geliyor. Tüm bu yapıtlar, doğum deneyiminin kadınların hem kişisel hem de yaratıcı yaşamlarında bıraktığı izleri görünür kılarken, samimi anlatılar ile sanatsal düşünüş biçimlerini bir araya getiriyor. Sergi mekânı, izleyiciyi sıcak, açık ve düşünmeye davet eden bir atmosferin içine çekiyor. Yerleştirmeler, yavaşlamayı, dikkatle bakmayı, derinlemesine dinlemeyi ve duygusal bir karşılaşmayı teşvik ediyor.

Âbidin Elderoğlu, Kompozisyon,1969 (detay), Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı Koleksiyonu, İstanbul Modern Sanat Müzesi, Uzun Süreli ödünç
“Aynı Mavinin Altında”
Mekan: İstanbul Modern
8 Eylül 2026–31 Aralık 2027
İstanbul Modern’in onuncu koleksiyon sergisi Türkiye ve dünyanın farklı coğrafyalarından sanatçıların yapıtlarını tarihsel ve tematik eksenlerde bir araya getiriyor. Adını denizleri, ufukları, düşleri ve özgürlüğü çağrıştıran mavi renkten alan sergi; 1940’lardan günümüze Türkiye’de modern ve çağdaş sanatın dönüşümünü izlerken, 2000’li yıllardan itibaren uluslararası sanatçıların yapıtlarıyla kurulan diyaloglar aracılığıyla koleksiyona yeni okuma olanakları sunuyor. Çelenk Bafra ve Deniz Pehlivaner küratörlüğünde hazırlanan serginin ilk bölümü 1940’lardan 2000’lere uzanan süreçte Türkiye’deki sanatın gelişimine ve estetik yaklaşımlarına odaklanırken; ikinci bölümü 2000 sonrası sanat üretimlerini resim, video, fotoğraf, heykel ve yerleştirme gibi mecralarla; kimlik, kent, göç, hafıza ve doğa gibi güncel meseleler etrafında ele alıyor.

Margaret R. Thompson, Köpek Yıldızı’nın Akşamı, 2026 Keten üzerine yağlı boya, toprak ve doğal pigment 122 x 102 cm, Galerist
“Gönül İşi”
Mekan: Galerist
16 Eylül –7 Kasım 2026
Galerist’in 25. yılını kutlayan sergi, bugüne dek galerinin kimliğini şekillendirmiş 50’ye yakın sanatçıyı bir araya getiriyor. Sergi, galerinin tarihine damga vurmuş önemli yapıtları, sergi için üretilmiş yeni eserlerle buluşturarak sanatsal yakınlıkların, uzun soluklu ilişkilerin ve ortak bağlılıkların izini sürüyor. Sergideki yapıtlar, sanatçıların kendi pratikleri içinde birer otoportre olarak okunabilecekleri gibi, bir bütün olarak Galerist’in kolektif portresini de oluşturuyor. Serginin başlığı ise sanatsal üretimin ve uzun soluklu birlikteliklerin temelinde yer alan çoğu zaman görünmez emek, özen, kararlılık ve inancı görünür kılıyor.

Halil Dikmen, karton üzerine pastel, 52×37 cm. Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu
“Ustasından Sonra – Karşılaşmalar, Diyaloglar, Ayrışmalar”
Mekan: Terakki Vakfı Sanat Galerisi
7 Eylül – 24 Ekim 2026
Terakki Vakfı Sanat Koleksiyonu’ndan 22 sanatçının eserini bir araya getiren sergi farklı kuşaklardan birbirine temas eden hocaların ve öğrencilerin kendi sanatsal üsluplarını nasıl geliştirdiklerine, birbirlerinden nasıl etkilendiklerine ve zamanla bu etkiden nasıl ayrıştıklarına odaklanıyor. Burhan Uygur, Fikret Mualla, Hanefi Yeter, Komet, Leyla Gamsız, Şevket Dağ, Sabri Berkel, Özdemir Altan’ın da aralarında yer aldığı ustaların yapıtlarını sunan serginin küratörlüğünü Itır Demir üstleniyor.

Olivo Barbieri, Borusan Contemporary
“Zaman Mekân Geometri”
Sanatçı: Olivo Barbieri
Mekan: Borusan Contemporary
19 Eylül’den itibaren
Borusan Contemporary sezonu İtalyan sanatçı Olivo Barbieri’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Zaman Mekân Geometri” ile Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan eserleri bir araya getiren “Perili | Haunted” başlıklı sergilerle açıyor. Küratörlüğünü Fırat Arapoğlu’nun üstlendiği “Zaman Mekân Geometri”, sanatçının üretiminden kapsamlı bir seçkiyle birlikte Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun siparişi üzerine Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan eserlerini de ilk kez izleyiciyle buluşturuyor. Borusan Contemporary Direktörü Dr. Kumru Eren’in artistik direktörlüğünü üstlendiği “Perili | Haunted” başlıklı koleksiyon sergisi ise Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen eserleri bir araya getiriyor; yapay zekâ, algoritmalar, veri teknolojileri ve dijital kültürün şekillendirdiği yeni görsel dünyayı odağına alıyor. Seçki, Rafael Lozano-Hemmer, Memo Akten, teamLab, Quayola ve Zimoun gibi yeni medya pratiğinden sanatçıları Kemal Önsoy’un desenleriyle buluşturuyor.
“Denizaşırı: Özer Kabaş ve Zamanları”
Mekan: Salt Beyoğlu
16 Eylül 2026 – 14 Mart 2027
Salt’ın yeni sergisi sanatçı, eğitimci ve yazar Özer Kabaş’ın (1934–1998) 1960’lardan 1990’lara uzanan üretimini ve Türkiye’nin kültür tarihindeki yerini inceliyor. Kabaş’ın resim, özgün baskı, takı tasarımı, tiyatro ve sinema alanlarındaki üretimlerini arşiv belgeleriyle bir araya getiren sergi, sanatçının Robert Kolej’deki öğrencilik yıllarından Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki akademisyenlik dönemine kadarki süreçte çeşitlenen pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Böylece, Kabaş’ın sanatın farklı disiplinlerine ilgisini, sanat eğitimine yaklaşımını ve kültür ortamına katkılarını ortaya koyuyor.

Ugo Rondinone, black blue white blue mountain, 2025, Dirimart
“the sun and the mountain”
Sanatçı: Ugo Rondinone
Mekan: Dirimart
2 Eylül – 8 Kasım 2026
Ugo Rondinone’nin İstanbul’daki ilk kişisel sergisi ünlü “Mountain” serisinden 20 yeni heykeli ile gündoğumu/günbatımı temalı 14 suluboya eserini bir araya getiriyor. Sergi, galeri mekânını dağ, deniz ve gökyüzünün temel formlarının şekillendirdiği tefekküre açık bir manzaraya dönüştürüyor. Sanatçı, uzun yıllara yayılan üretiminde denizler, dağlar, ağaçlar, bulutlar, gökkuşakları, yağmur, kar gibi doğal biçim ve olguları yaşamın sürekli dönüşen doğasının tezahürleri olarak ele alıyor. Otuz yılı aşkın süredir doğa, zaman, yalnızlık ve insani deneyimlerimiz arasındaki kesişimleri araştıran Rondinone, aynı anda hem son derece kişisel hem de evrensel bir karşılık uyandıran yapıtlar üretiyor.

Y. Bahadır Yıldız, EArt Galeri
“Başlangıç Noktası: Boşluk”
Sanatçı: Y. Bahadır Yıldız
Mekan: EArt Galeri
22 Eylül’den itibaren
Küratörlüğünü Dilara Güven’in üstlendiği sergi, sanatçının son dönem heykel ve resim çalışmalarını bir araya getiriyor. Sergide ağırlıklı olarak zımpara kâğıdıyla üretilmiş heykellerin yanı sıra kök boya resimler ve sanatçının ilk kez kullandığı PVC ile gerçekleştirdiği yeni heykeller yer alıyor. Yıldız’ın yeni heykellerinde biçim, kapalı bir kütlenin oluşturulmasıyla değil, bir açıklığın çevresinde gelişen hareketlerle ortaya çıkıyor. Kıvrılan, daralan, genişleyen ve kendi üzerine dönen gövdeler, çevreledikleri boşluğun yönlendirmesiyle biçim kazanıyor. Sergi, boşluğu bir eksiklik ya da biçimin karşıtı olarak değil, oluşumu mümkün kılan bir koşul olarak ele alıyor.

Ayşe Gül Süter. PG Art Gallery
“Light Constellation”
Sanatçı: Ayşe Gül Süter
Mekan: PG Art Gallery
11 Eylül – 16 Ekim 2026
Ayşe Gül Süter’in yeni serisi, görünür olan ile görünmeyen arasındaki ilişkiyi, yaşamı şekillendiren fakat çoğu zaman tanımlanması güç bağlar üzerinden ele alıyor. Sanatçı, ilk bakışta takımyıldızlarını çağrıştıran formlar aracılığıyla izleyiciyi yalnızca gökyüzüne değil, insan deneyiminin görünmez ağlarına bakmaya davet ediyor. Sanatçının yerleştirmeleri, aslında izleyiciyi algının kendisini sorgulamaya davet ediyor. Gerçek bağlantının nesnelerin kendisinde değil, onları bir araya getirme biçimimizde ortaya çıktığını hatırlatıyor. Seri aynı zamanda sanatçının pratiğinde doğal bir devamlılığa da işaret ediyor.

Alborz Kazemi, Untitled from the None Turned Into Memory series, collage, C-print on silk paper, 50×49 cm, edition of 1 + 1 AP, 2026. Shiva Zahed Gallery
“Not Yet Gone”
Mekan: Shiva Zahed Gallery
18 Eylül – 7 Kasım 2026
İran çağdaş sanatını görünür kılmayı amaçlayan ve geçtiğimiz kış açılan Shiva Zahed Gallery, üçüncü sergisinde Arya Tabandehpoor, Omid Mehdizadeh, Kimia Askarian, Sina Boroumandi, Shahin Esfandiari, Rana Heidarzade ve Alborz Kazemi’nin çalışmaları bir araya geliyor. İran’da yaşayan ve imgelerin tek bir anlamla sınırlandırılmasına karşı çıkan üretimlere yönelik ortak ilgi duyan yedi sanatçıyı sunan sergideki tüm üretimlerin merkezinde fotoğraf yer alıyor. Fakat her bir sanatçı fotoğrafı nesnel veya sabit bir kayıt olarak kabul etmek yerine, onu kendine özgü malzeme ve kavramsal diliyle dönüştürüyor. Fotoğraflar farklı anların, anıların ve gerçekleşmemiş geleceklerin üst üste gelmeye devam ettiği alanlara dönüşüyor.

Canan Savaş, “Uskuli I”, 170 x 100 cm, İplik, yağlı boya ve ahşap üzerine reçine, 2026, Muse Contemporary
“Çakal Düğünü”
Sanatçı: Canan Savaş
Mekan: Muse Contemporary
18 Eylül – 18 Ekim 2026
Sanat pratiğinin merkezinde doğa ile insan arasındaki görünmez bağları araştıran bir yaklaşım barındıran Canan Savaş, yeni üretimlerini sunduğu sergisinde yıllar önce babasından dinlediği bir hikâyeden yola çıkıyor. “Çakal Düğünü”, kişisel belleğin kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını sorgulayan güçlü bir kurgu sunuyor. Kişisel hafızayı kültürel mirasla buluşturarak doğa, insan ve insan doğası arasındaki ilişkiyi evrensel bir anlatı üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.

Nezaket Ekici’nin Sinopale’nin önceki edisyonunda gerçekleşen performansı
Sinopale 10
Mekan: Sinop Askeri Gazino Binası
2 Eylül – 15 Kasım
Yerel katılım, imece temelli üretim modeli ve ulusal ve uluslararası sanatçılarla kurduğu iş birlikleriyle Sinop’u, çağdaş sanatın önemli buluşma noktalarından biri hâline getirmeyi hedefleyen Sinop Bienali – Sinopale’nin 10. edisyonu “Karada Akıl Yürür, Denizde Sezgi” başlığı altında gerçekleşiyor. 20. yaşını kutlayan bienal 12 ülkeden yaklaşık 25 sanatçıyı Sinop’ta bir araya getiriyor. Süreç odaklı yapısıyla öne çıkan bienalde bu yıl sanatçılar, 2 Eylül’den itibaren Sinop’ta, yerel zanaatkârlar, topluluklar ve gönüllülerle birlikte eserlerini üretiyor. Kentte üretilen eserlerden oluşan ana sergi ise 25 Eylül’de Sinop Askeri Gazino Binası’nda açılıyor. Eş küratörlüğünü Deniz Kırkalı, Mariam Natroshvili, Marina Fokidis ve bienalin kurucusu Melih Görgün’ün üstlendiği Sinopale’de ana sergiye paralel olarak düzenlenen performanslar, film gösterimleri, atölye çalışmaları ve kamusal etkinlikler başta Hal Sinop Buluşma Merkezi, Sinop Sabahattin Ali Kültür Merkezi ve Sinop Mimarlar Odası Binası olmak üzere kentin farklı noktalarına yayılıyor.
“Anka Kuşu Kalesi”
Sanatçı: Christiane Peschek
Mekan: Sanatorium
17 Eylül – 31 Ekim 2026
Teknolojiye bağımlı günümüz insanının ruh hâlini, doğayla kurduğu kopuk bağı ve iyileşme arayışını merkeze alan çok disiplinli sanatçı Christiane Peschek eserlerinde geçicilik, yorgunluk ve özlem gibi hepimizin yakından tanıdığı insani duyguları teknoloji ve doğa süzgecinden geçirerek paylaşılan birer deneyime dönüştürüyor. Bu felsefi altyapının ürünü olan “Anka Kuşu Kalesi”, insan merkezli dünya anlayışından sıyrılarak doğanın kendi kurallarıyla işlediği, kıyamet sonrası bir sığınak hayal ediyor. Sergi, izleyiciye sadece bakan biri değil, bizzat deneyimleyen özne olacağı bir yolculuk vadediyor.
“Collectors”
Mekan: Akaretler Sıraevler
16 Eylül – 8 Kasım 2026
Artweeks Istanbul, “Collectors” edisyonuyla Türkiye’nin önemli koleksiyonlarını Akaretler Sıraevler’in tarihi dokusunda bir araya getiriyor. Banu & Hakan Çarmıklı, Öner Kocabeyoğlu ve Tansa Mermerci’nin koleksiyonlarından seçkiler sunan sergiler Akaretler Sıraevler’in A23, 25-27, 43 ve 45 numaralı binalarında görülebiliyor. Üç ayrı koleksiyoner vizyonuna yer veren sergiler; modern ve çağdaş sanatın Türkiye ve uluslararası alandan isimlerine ev sahipliği yaparken, farklı kuşaklardan sanatçıların üretimlerini bir araya getiriyor.

Alex Červený, Kutsal Topraklar, 2023.
“Karşılaşmalar Atlası”
Sanatçı: Alex Červený
Mekan: Zeyrek Çinili Hamam
24 Eylül 2026 – 31 Ocak 2027
Brezilyalı sanatçı Alex Červený’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisinin küratörlüğünü Anlam de Coster üstleniyor. Sergi; astronomi, mimari, kent, beden ve hafıza arasındaki beklenmedik bağlantıları izleyen 30’dan fazla eseri bir araya getiriyor. 16. yüzyılda Mimar Sinan tarafından inşa edilen hamamın altındaki Bizans sarnıcında görülebilen seçki, antik mekanla kurduğu derin diyalog sayesinde izleyiciyi adeta açılmış bir kitabın sayfaları arasında gezintiye çıkarıyor. Serginin en dikkat çekici bölümlerinden birini, sanatçının İstanbul Boğazı’ndan ilhamla ürettiği yeni desen, resim ve yerleştirmeler oluşturuyor.

“Romantika- Bir Ömrün Seyrüseferi” sergisinden, Kültürpark Atlas Pavyonu
“Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi”
Mekan: Kültürpark Atlas Pavyonu
5 Eylül 2026 – 15 Ocak 2027
Nâzım Hikmet’in yaşamını, eserlerini ve kültürel mirasını farklı arşiv, koleksiyon ve disiplinler üzerinden ele alan sergide, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi koleksiyonundan gelen ve çoğu ilk defa gösterilecek Nâzım Hikmet portreleri ile 1961 yılında yayımlanan “In quest’anno 1941” kitabında yer alan, Ara Güler’in Anadolu gezilerinde çektiği fotoğraflar bulunuyor.Folkart’ın yapımcılığında, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkıları ve ev sahipliğinde hazırlanan serginin küratörlüğünü yüksek mimar ve Nâzım Hikmet araştırmacısı M. Melih Güneş üstleniyor. Sergi, Nâzım Hikmet’in hayatını yalnızca kronolojik bir biyografi üzerinden değil, farklı sanat disiplinleri ve arşiv belgeleri aracılığıyla ele alıyor. Edebiyat, resim, heykel, fotoğraf, sinema ve tasarım gibi farklı disiplinlerin de buluşacağı sergide, Nâzım Hikmet’in yaptığı resimlerinden bazıları da görülebiliyor.
Kapak: Serap Görünme, As gravity lets you through me, 2022, Chi Art Gallery